Ankara Yenimahalle Şentepe Lisesi güz döneminde bütünleme sınavları yapılıyordu.Ben de o gün Tarih komisyonunda görevliydim.Sınav sorularını hazırlamak için sabah saat 7 de okula gitmek için evden çıkmıştım.Apartman kapısından dışarı adımımı attığımda birinci kat komşumuz Sevim hanım teyzenin seslenişiyle durakladım.”Aytül nereye gidiyorsun,darbe oldu duymadın mı yavrum,sokağa çıkma yasağı var,eve dön”demesiyle şaşkınlık yaşamıştım.Günlerden Cumaydı ve takvimler 12 Eylül 1980 i gösteriyordu.Ben telaşla eve çıkmış ailemi uyandırıp haber vermiş ve okula gidemeyeceğimi öğrenmiştim.Sonrası bize düşen görev bas bas haberleri,bildirileri ve anonsları dinlemek ve yeni hayatımıza uyum göstermek için gayret göstermekti.O zaman ki duygular inanın anlatılamaz, ancak yaşanır.Önce bir derin oh çekmiş olsakta milletçe, ilerleyen zaman bizleri çok üzmüştü çünkü.Sağ sol çatışmaları,katliamlar,suikaslar,cumhurbaşanı seçim krizi ekonomik istikrarsızlık, ordunun yönetime el koymasına sebep olmuş ve darbe sonrası acılı günler başlamıştı.Tutuklamalar,gözaltına almalar,işkenceler,idamlar,emirler yürekleri yakmaya başlamıştı .O dönemi,baskı ve korku dolu günlerimizi,umutlarımızı,hayal kırıklıklarımızı burada tekrar yazmayı elbette istemiyorum. Mutluluğu unuttuğumuz bir dönemde 12 Eylül de başlamıştı.Bugün yine 12 Eylül,benim için çok sevdiğim bir kardeşimin doğum günü olmaktan başka bir önem taşımıyor.Ben hayatına 1960,1980 darbeleri ile 1971 Askeri muhtrasını sığdırmış bir kişi olarak Demokrasinin insan onuruna en çok yakışan yönetim şekli olduğunu tekrar söylemek ve özgürlerinizi,haklarınızı bir kişiye veya gruplara vermemeniz gerektiğini sizlere hatırlatmak için bugünkü yazımı hazırladığımı belirtmek istiyorum.Bu vatanın evlatları ;gözyaşı, acı ve üzüntü değil mutluluğu huzuru hak ediyor çünkü.
1980
