ALTINLAR

Orama, burama,şurama altından kolye bilezik, zırh,kemer takılmış bir gelin olamadım ben.Her şey ölçülü, her şey çok sadeydi.Sevenlerimiz imkanlarının izin verdiği ölçüde bizi sevindirmişti.

Koltuk altlarıma dek kollarımı dolduran bileziklerim olmadı.Kollarımın boyu yetmediği için yüzlerce bilezik kurdele ile bağlanıp boynuma asılmadı. Takılarımın ağırlığından halay çekemez de olmadım düğünümde. Boynumdan sarkan dizi dizi zincirlerim ile belimi saran altın kemerim yoktu.Beni ve tüm takılarımı koruyacak fedailer ise hak getire.

Olmazdı tabii ben aklımı kullanıp Vandan bir aşiret reisi ile evlenmemiştim ki bunlar ve başına altından taç takılan gelin olayım.Azıcık daha okuyup bu değerlere sahip olamamış, evlenirken sakat kalamamıştım. Tüüüh yapayım aklıma.İnsan biraz çabalayıp kıvırır bunu.

Yok “azıcık aşım ağrısız başımmış, yok samanlık seyranmış,yok iki memur bir hamama yakışırmış,damlaya damlaya göl olurmuş,ayağımız yorganımıza göre uzanacakmış,saklarsak samanı gelirmiş zamanı” ve helal kazanç söylemleriyle kendimi kandırıp yürüyen altın varili olma şansımı kaybettim.Bir daha da böyle fırsat geçmedi tabii elime.

Şimdi düşünüyorum da, iyi ki geçmemiş .Birde onca düşüncemin içine takılarımı saklamakla, taşımakla, kaptırmamak ve çaldırmamakla uğraşacaktım. Bu kışta kıyamette değmezdi.

33 sıfırlı Desilyon liralık servete mi değmezdi.Değerdi de değmeye; beni bir aşiret reisi alırmıydı o meçhul):

2026 içinde yayınlandı