3-YAZDIM İŞTE!
Uzun zamanımı aldı, yeniden yazmaya başlamam. Karar verip bu cesareti toplamam. Birikti yıllar yılı içimde. Doldu, taştı yüreğim özlemle, sevgiyle, kırgınlıkla. Genişleyip şişti ve bir gün dökülüverdi apansız. Yeni bir kitap olacak birikime ulaştı satırlarım. Hiç böylesini beklemiyordum. Kendim bile, şaştım bu işe…
Sayfalara başlamamla bitirmem bir oluyor. Yazmak, hep yazmak dürtüsü ile kıvranıp duruyorum. Bilgisayardan uzakta geçen zamanlarda; sigarasız tiryakiler gibi, içkisi tükenmiş akşamcılar gibi, askerde yavrusu olan analar gibi tedirgin, sinirli ve özlem dolu oluyorum.
Şimdi, daha iyi dinliyorum çevremdekileri. Şimdi; Sadece bakmıyorum, görüyorum her şeyi. Bilmediğim bir sözcüğü, tanımadığım bir duyguyu öğrenmişsem; heyecanlanıyor, rasgele bir yerlere not alıyorum. Yaşamım, bir anlam kazandı. Yalnızlığım, hüsranlarım, yapamadıklarım ve tatmadıklarım artık üzmüyor beni.
Kızıp, bağırmıyor ve eskisi kadar kırmıyorum çevremdekileri. Çünkü artık biliyorum ki onlara seslenip, içime attıklarımı açığa çıkaracağım bir yolum var.
Geçmeyen saatler, bitmeyen günler nasıl tükeniyor anlamıyorum? Can sıkıntısını unuttum aylardır. Koridorları arşınlamıyor, camlara gidip gelmiyor, kapıları yumruklayıp, telefonları hırpalamıyorum… Gezmek, çarşı ve pazar dolaşmak da istemiyor canım. Hep masamı ve bilgisayarımı düşleyip koşuyorum eve. Hep yakındığım yalnızlık, şimdi tek arayışım.
Hiç bir zaman, edebi bir değer ve ticari bir kazanç taşımayacağına inansam da; bana beni, bana yaşananları unutturduğu için yazıyorum, yazacağım.
Şimdi mutluyum işte. Unuttuğum ve geçmişte bıraktığım birçok güzelliği veya bir acıyı yazarken buluyorum kendimi. “Bir kedim bile yok” şarkısını, basılmış kitaplarım var biçiminde tekrarlıyorum. Ardımda beni yaşatacak bir köküm olmayacak. Çünkü ben, evli ama çocuksuz bir kadınım. Bir cana, can verme şansından mahrum kaldığım için; bir cansıza can kazandırıp, dünyaya imzamı atmak ve beni tanıyanlara benden bir anı bırakmak istiyorum.
Bilsinler, ne duygular taşıyıp, yaşadığımı. Bilsinler, bir zamanlar benim de olduğumu ve bilsinler en sağlıklı tedavi yolunu, yazmakta bulduğumu. Söylenmemiş, anlatılamamış, belki de haykıramamış olduğum ama bundan sonra tümünü başaracağım bir yolun bulunduğunu.
Bu kitapta okuyacağınız bana göre küçük öykü denemeleri, hayat içinden alınan gerçeklere dayanmakta olup; bazı öykülerde gerçek isimler yerine, başka isimler kullanılmıştır. İsimleri değiştirmemin doğru ve daha az kırıcı olacağını düşündüm ve bana sırrını açan nice insana da ihanet etmedim.
Bazılarında ise, hiç isim belirtmemenin daha uygun olacağına inandım. Onlar, nasılsa kendilerini bulup anlayacaklardı. Ancak olayların birçoğu benim, sizin, onun veya onların hayatlarında yaşanabilir kurgudadır. Hiçbirine, “olmaz böyle bir şey” demeyeceğinizden eminim. Kimi gözlenmiş, kimi düşlenmiş de olsalar, bence hepsi gerçekler. Ve hayata dairler. Bence sizler, okurken şahıslarla uğraşmak yerine, olaylara ve anlatılmak istenen duygulara dikkat etmelisiniz.
Hepsinden herkese bir mesaj çıkması umut ve dileği ile Aferin bana… Yine yazmaya başladım işte. Savulun ben geliyorum.
Aytül Kahraman

Sizinle gurur duyuyorum. 👏👏Yeni evlatlarınız olmuş sizi tebrik ediyor saygıyla ellerinizden öpüyorum. Yüreğinize kaleminize klavyenize sağlık. .
Canım evladım,çok teşekkür ederim.