Ve eylül geldi işte.Her gelişinde getirdiği kasveti, karamsarlığı ve kaygıyı içime zerk etmeye başladı usul usul.Kış geliyor artık üzülüyorum.
Nisan ayında yüklendiğim umut, neşe ve yaz mutluluğumu almaya geldi eylül biliyorum.Hep böyle yapar;apar topar gelir güneşi çalar,denizi çalar,çiçeği böceği çalar ve apar topar gider.O gider insanlar gider,evler kapanmaya başlar yazlıklarda.
Eylül gelir sevinç gider,yaz gider,hüzün ve yalnızlık gelir.Doğa sararmaya başlar.Sarı bir yazdır bize kalan.Arkasından gelen Ekim ise daha fenadır.Soğuktur,ıslaktır,karanlıktır.Eylülü genelde severim ben.Yazın aşırı sıcağı ve kalabalığından sonra serindir sakindir, hengameden uzaktır.
Romantik kişiler de sever eylülü.Nice şair, şiirler yazmıştır bu ay üstüne.Ama biten yazı, tenhalaşacak yazlıkları, erken kararacak günü müjdelediğinden benim korkulu sevdamdır kendisi.Eylül öğrencilerin ayıdır. Kitaba,deftere, kaleme silgiye kavuşmanın adıdır.Özlenmiş arkadaşla sınıfla sırayla buluşmadır.Velilerin cep yangını ayıdır.Dalından düşecek bir yaprak, solan kuruyan bir çiçektir.
Bugün 2 eylül 2026.Gün hala ağırmadı dışarda.Açtığım camdan odamın içine eylül serinliği giriyor.İçim ürperiyor ufaktan. Boğucu sıcaklar sonrası huzur veriyor bu ürperti.Sıcağın çaresi yok, serinlik kadar.Henüz ışıldamıyor güneş.Her yer karanlık.Saat 04.27 daha.
Edebiyatımızın ünlü isimlerinden Nazan Bekiroğlu”güzle ilgili yazacak her yazar, mutlaka eylül bahçelerinden geçmelidir” demiş.Ben de kapısındayım işte bu bahçenin.Bakalım neler bulacağım yazacak.
9

Dediler ki