Eylül düşünce takvimlerin üstüne,yaz bitti kış geliyor duygusunu yaşayanlarda etkinlikler şekil değiştiriyor.Pazarlarda,marketlerde farklı bir canlılık gözleniyor.Eşimin rahatsızlığı nedeniyle son dört, beş yıldır semt pazarlarına gitmek benim görevim oldu.Eskiden hazıra konardım ben.Ama artık çantaları ben doldurup evimize getiriyorum.
Tabii ki evden çıkmadan geceden hazırlanmış alacak listesi cebimde günün erken saatlerinde yola düşüyorum.Akşam saatlerinde fiyatların daha ucuzladığı gerçeğini bilmeme rağmen,ben sabah alışverişlerini daha çok seviyorum. Sıkılmamış, mıncıklanmamış, örselenmemiş meyve ve sebzeler daha güzel görünüyor gözüme.
Demem o ki;kavanoz içine domates tıkıştırma zamanı geldi.Ev kadınlarının büyük çoğunluğu kışın yiyecekleri salçaları,menemenlik domatesleri, turşuları hazırlamanın gayreti içinde.Kasa kasa domatesler, kornişonlar taşınıyor mutfaklara.Soy, kes, parçala, kaynat, tıkıştır aşamalarını yaşamadan önce çok tercih edilmenin şımarıklığında tüm domatesler. Sonradan ağzı burnu dağılıyor elbette.Cam kavanozun içine konup kapak sıkıca kapanınca ilk şokunu, tepetaklak çevrilip sabaha dek durunca da son şokunu yaşıyor garipler.Biberler ise ilk kez adam sayılmanın sevincindeler.
Pazar içi ayrı bir alem. Bacılarımızın satıcıyla fiyat konusundaki didişmeleri hızla devam ediyor.Marketlerde ise, kavanoz kapışmacası daha bir ayrı.Aldıydın alamaydın,kalmamış bitmiş,kapak uydu uymadı konulu sohbetler gündemde şimdi.Erişteler kesiliyor. Hasibe hanım bamya kurutmuş ben eksik kalmayayım gibi yarışlar günü renklendiriyor.
Ben mi ne yapıyorum?OOOO ben bunların hepsini bitirdim de,rakiplerime tur bindirdim.Yok yok bende.Her bir şeyim tamam.Elime ne geçmişse kurutmuş,ne ipe dizilecekse dizmiş,ne dolap poşetine konacaksa koymuş haldeyim.
Tarhana mı?Yok artık o kadar da hamaratız demedik.Her şeyleri ben yapacaksam esnaflar ne kazanacak.Hadin gari bırakın yakamı kendi kışınızı karşılayın.
KIŞA GİDERKEN

Dediler ki