Bulaşıcı hastalık ve ölüm korkusuyla aylardır ne çok huy değiştirdik,ne çok alışkanlığımıza veda ettik.Tam 10 aydır,bizi biz yapan sevdiğimiz tüm değerlere ters davranıyoruz.
Ne çok severdim ben; sevdiklerimi kucaklamayı, sarılıp öpmeyi,dokunarak sevmeyi saçları okşamayı,sırtları sıvazlamayı.Ama şimdi yapamıyorum korkudan.Yolumun üstünde aynı yöne gittiğim insanları arabama almaktan, duraklarda bekletmeden gidecekleri yere götürmekten hiç çekinmezdim ben.Özellikle kadınsa, çocukluysa ya da yaşlıysa,elinde yükü varsa hiç dayanamaz hemen davet ederdim arabaya.Bunun çok büyük bir hayır ve iyilik olduğuna inanır ve ben çocukken bir kış gecesi bizi duraktan arabasına alarak eve götüren amcayı minnetle anardım.Ama şimdi ben buna inanan ben değilim.Büyük bir utanç içinde bomboş geçiyorum durakların önünden.İçim acıyor,yüreğim daralıyor.Mahçup oluyorum, kimseye yardım edemiyorum Çünkü hem kendim veya başkaları için çok korkuyorum.Giderken yolumu değiştiriyorum, bekleyenleri görmemeye çalışıyorum.Ama tüm bunlar için çok üzülüyorum.Yüz yılın en büyük olayını yaşamak çok can sıkıcı geliyor.İnsani nice davranışı,iyiliği yapamadığım için tedirginim.Nasıl bir sınav içindeyiz ki bizi yalnızlaştırıyor,bencilleştiriyor,yabani yapıyor. Sosyallikten uzak, yaklaşandan kaça kaça yaşamak çok zor geliyor.Herkesten uzak, en az bu kadar ay daha yaşıyor olabileceğimiz ihtimali bile canımı sıkıyor.Dersimizi çok fazlasıyla alan,terbiye olmuş bir birey olarak tüm insanlığın üzerindeki bu belanın en kısa zamanda yok olmasına ve hepimizin selamete çıkması için dua ediyorum.Yarın memleketimizde yağmur yağsın diye de toplu dua edilecekmiş.İşimiz zaten dualara kaldı bilimden umudu kestik.Yağmurcu üfürükçülere iş çıkacak.Allah sonumuzu hayretsin.AMİN.
