SATILIK RUHLAR VE BEDENLER
Şehrin en işlek caddesinde gece, tüm yoğunluğu ile yaşanmaya başlamıştı her zamanki gibi. İşlerinden çıkıp evlerine koşturanlar, alışverişi bahane edip ortalarda gezinenler kaçışmıştı. Kalabalıklar, yok oluvermişti ortadan günün kararmasıyla apar topar, çabucak. İlerleyen saatlerde, evlerde de ışıklar azalmaya başlamıştı.
Şehir de, caddeler de, o saatlerde geceleri yaşayan ve geceleri kazananlara kalmıştı. Neon lambalarının, bir sönüp, bir aydınlattığı karanlıkları nadirde olsa geçen araba ışıkları aydınlatmaya başlamıştı. İşte; her zamanki o noktada, yine tanıdık bir yüz, abartılı giysi ve makyajı ile yerini almıştı. Kaldırım boyunca, albenisi buram buram eteklerinden akan ve yürüyüşüyle önünde duran arabalarla pazarlığına başlamıştı her geceki gibi.Kim bilir nereden, ne sebeple gelmişti oraya da, hayatının o noktasına da? Filmlere konu da olsa, çok sık görüp kanıksasak da onları. Onlar vardı ve var olacaklardı. “Alev” ve benzeri takma adlı kadın ve kadınlar. Yaşamak için bedenlerini, erkeklere satan; gündüzleri saklanan ama geceleri yaşayanlardı hepsi. Kadındı onlar. Kimileri anaydı. Kimileriyse, bedenlerinde değil ama, ruhlarında kadınlığı yaşayanlardı.
Sevgisiz ve saygıdan yoksun ilişkilerde, aşkı, bir eşi aramadan yaşanan beraberliklerde; bedenini, bilinmez kaç liralar için kullandıran, ama ruhunu da yüreğini de sadece kendi için saklayan bu kadınlar mı ezilmeye horlanmaya layıktılar böylesi? Alev’in müşterisi tarafından bıçaklandığını, bir haber saatinde duyunca daha dayanılmaz oldu içimde bilip de sustuğum bazı kadınlara karşı hırsım. Namuslu geçinen, evlik maskesiyle ekmek için değil, zevk için bedenlerini sunanları hatırladım bir bir.Ekmek kavgasındaki Alev, kaldırımı süslerken kan içinde gerçek suçluları aradı duygularım. Gerçek adı Alev miydi? Gencecik yaşında ana kucağından koparılarak neden bu koca şehrin karanlıklarında kalmıştı. Neden bir sıcak baba omuzu değildi şimdi başını yasladığı o yer? Ve neden ilk sevdiğinin yerine, tanımadığı erkekler girmişti aylardır belki de yıllardır koynuna. Öyle bilindik, öylesine tanıdıktı ki onun kaderinin nedenleri… Belki yoksulluktu. Belki sevdiği hoyratça almıştı masumiyetini. Belki töreler yakalamıştı mutluluğunun kanatlarından…Belki ve nice belki….
Alev miydi ayıplanacak? Yoksa bu işi gizlice ve birilerini kullanarak yapma korkaklığını gösterenler mi? Evliyken başkasıyla, bedenini başka erkeklere böyle rezilce kullandıranlar mı? Ne dersiniz? Caddelerde gezenler açık açık bunu kabul edip, ettirecek kadar asil ve cesurken ve ekmek parası uğruna böyle çabalarken suçluysa; Bedenin yanında bir de ruhunu satılığa çıkaranlara ne demeli? Hele birde geçici, kısa zamanlık zevkler uğruna, yüreksiz ve bitmiş duyguları ile birileriyle bu işlere girişenlere siz ne demek istersiniz?
Ben söyleyeyim sizin yerinize.Ruhunu da, bedenini de satılığa çıkarmış, asaleti oynayan sahtekârlar!
Aytül Kahraman
