Kış geldiğinden beri şikayetciyim yürüyüş yapamıyorum.Kilo almaya başladım.Korkuyorum.
Televizyonda TLC kanalında ağır yaşamlar programını seyretmeye başladığımdan beri korkularım arttı.300 kiloya ulaşmış obezite hastalarının mide ameliyatları, kilo verme mücadeleleri ve nice görüntüye seyircilik ettiğimden beri çok şişmanlamaktan korkuyorum.
Allahım bu nasıl bir hastalıktır,bu nasıl bir derttir aklımdan çıkmıyor,gözümden gitmiyor. Bu korku ile evde ayak, kol,bacak hareketleri yapayım bari dedim.Ama huzurla spor yapmak ne mümkün.Bedenimden çıkan seslere kafam takıldı bu sefer.Diz kapaklarımdaki çatur çutur sesler,bana ocak üstünde cin mısır patlıyor izlenimi verdi.
Dizlerimde sıvı kaybı başlamış bile.Çıtırdayıp duruyorlar.Yılmadım kıvırdım büktüm,kaldırdım indirdim azıcık hareket olsun istedim.Sıra kollara geldiğinde,onlarda ayaklardan geri kalmak niyetinde olmadıklarını gösterdiler bana.Ama boyun fıtığım önceliği kimseye kaptırmam gayretini öyle abarttı ki görmeliydiniz.Sanki kemikler orkestrası sahnedeydi.Kaldırılamayan, arkaya alınamayan kollara bir de gıcırtılı bir ses eklenince demoralize bir durum çıktı ama yine yılmadım tabii,pes edemem henüz gencim):
Ancak asıl kıyamet belden koptu.Yere oturupta azıcık mekik felan yapayım dedim.Demez olaydım.Değil mekik,sallanan sandelye bile yapamadım.Değil sallanmak oturduğum yerden kalkamadım.Aman ne bel ağrısı bilseniz,siz değil düşmanım bile bilmesin.Aktif ev içi spor hayatım bu ağrılı ve gürültülü tablolar nedeniyle süremeyecek sanıyorum.Ne ara bu kadar çürüğe çıktım ben.
Ancak seyrettiğim insanlar gibi olmak istemiyorum ödüm patlıyor yardımsız yaşayamamaktan.Tuvalate şıkıştı bir kadın,320 kiloydu.İtfaiye ekibi geldi çıkarmak için,eşi kurtaramadı.Diyeceksiniz ki seyretme,korksam da seyrediyorum,ameliyat görüntülerinde başka kanala geçsem de hayat mücadelesi veren bu insanları gözlemek pembe düşlerden çıkarıyor beni.
Çoğu psikolojik taravmalar sonucu yeme hastalığına tutulmuş bu insanların, geçmiş öykülerine sıra geldiğinde beni hayretlere düşüren öyküler çıkıyor.
Hayatı ve kendi dertlerimizi dünyanın en önemli meselesi haline getirip karalar bağladığımızı,aslında ne kadar şanslı olduğumuzu görerek şükrediyorum.
Ağır Yaşamlar
