ALMANCI YENGE

Dayımla evlenip Almanya ya gelin gitmiş bir yengem vardı benim.Almanları ve Almanyayı o kadar fazla sevip benimsedi ki bize yabancı kaldı.İleri yaşında yaptığı evlilikle kavuştuğu yeni vatanı her şeyin önüne geçti.Kültürünü değerlerini unutup ,çocuklarının geleceğini de bile bu ülkeye uygun hazırladı.Şimdi de Almanyasının topraklarında son uykusunu uyuyor.Sonradan Alman olan yengemin yıllar boyu Türkiye ye gelip gidişinde çok dikkatimi çeken bir davranış biçimi vardı sizlerle onu paylaşmak için giden birinin ardından ilk kez yazı yazmaya karar verdim.Çünkü bana onu hatıradım bu sabah. Bizim çakma Alman yengemiz Mercedeslerinin bağajını hediye torbalarıyla doldurur gelirdi.Hediyeler asla eve çıkmaz, bavul içinede girmez pazarcı tezgahı gibi çeşidine göre sıralı beklerdi.Yenge hanım, Türkiye’de kaldığı sürede insanlardan gördüğü muameleye göre sigara çikulata gibi hediyeleri hergün insanlara dağıtırdı.Kendisine et yedirenlere bir kutu Malbora,ertesi gün yumurta yediyse bir kutu çay arabadan çıkarır verirdi.Ancak parfüm gibi,hırka kazak gibi pahalı armağanlar her zaman kendi kardeşlerine ve yeğenlerine gider bize ise dandik göz boyamalık paketler bırakılırdı.Koca tarafına Almanyada bozulan kırılan zamanı geçmiş eşyaları getirip vermeye utanmazdı.Bu kişilik özelliği beni hep rahatsız etti.Samimiyetsiz ve hainceydi.Bencilce ve görgüsüzceydi.Ama beni en çok kızdıran bizim onun bu düzeysizliği karşısında susmamız ve tek kelime edemeyişimdi.Annem ve babam bizleri hep frenlemiş,getirdiği bozuk ütüyü kafasında paralamama müsade etmemişleriydi.Onlara göre dayımın huzurunu bozmamalıydık.Ama dayım bizim kırılan duygularımızdan habedar mıydı?Ya da önemsiyor muydu?Bunun yanıtı koca bir suskunluktu.Uzun yıllar geçti bu olaylar üzüntüler üstünden.Üzen yok,üzülenlerin çoğu yok. Ama ben buradayım.Ve Seni ve senin gibi davranan kimseyi sevmiyor ve affetmiyorum Almancı yenge.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir