Kahraman Dedem

Babamın babasını,çok erken zamanda vefat ettiği için hiç görme şansım olmadı. Babam çocukken veda etmiş hayata. Büyükbaba sevgisi yaşamadım bu yüzden.Annemin babasını,yani dedemi ise çok az görebildim.4-5 yaşıma geldiğimde son kez görmüştüm.Emekli albaydı o da.Da diyorum.Babam gibi demek istiyor,bunu gururla söylemek istiyorum.Dedemler İstanbul’da yaşıyordu.Erzincan depreminde eşini ve 2 kız çocuğunu kaybetmiş,yıllar sonra tekrar evlenmiş ve emekliliğinde İstanbul Üsküdar a yerleşmişti.Tahta döşemeli 2 katlı,cumba pencereli bir evleri vardı.Hayal mayal hatırlıyorum o günleri.Biz Ankara da olduğumuz için nadir zamanlarda birlikte olabilmiştik.Beyaz sakallı ve güler yüzlü bir adam olduğunu hala hatırlıyorum.Severdim onu.Şakacı ve şefkatliydi çünkü.Annem Beyba derdi babasına.Ben de çocuk aklımla beyba diye gezerdim arkasında.Beybanın, sağ kaş üstünde hep dikkat çeken  bir mermi  çukuru  vardı.Çünkü Kafkas cephesinde savaşırken yaralanmış, Ruslara esir düşmüş ve bu esaretten yüzerek kurtulmuştu benim kahraman dedem. Alnındaki iz anlattıklarından daha etkileyici gelmiş olmalı ki çok küçük olmama rağmen o  izi hiç unutmadım ben.Çocukken savaşmanın ne olduğunu bilmediğimden anlattıklarını masal sanmıştım.Ama gerçek böyle değildi.Miralay Zeki bey hayatına sığdırdığı onca acıyı sıkıntıyı ve işkenceyi ballandırarak anlatacak bir adam değildi.Aksine gizli tutmaktan yana olmuştu hep.Bu yazdıklarımı da halının üstünde misket oynarken annemle babamla sohbetinden aklıma kaydetmiştim.Bu günlerde ablama soruyorum onun hatırladıkları buna yakın şeyler.Annem babam,erkek kardeşim dayım rahmetli oldu.Soramıyorum.Sorabilseydim zaten; dedemin ailesini üzmemek için çoğu gerçeği  söylemediği ortaya çıkacaktır biliyorum.Aklımızda kalan bilgilerin izini sürmeye devam ediyorum.Yakın bir gelecekte sonuca ulaşacağıma inanıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir