BAK

Aşağıya yazdığım şu bir kaç satırı bir makalede okuduğumda bir zaman etkisinde kalıp, düşünme ihtiyacı hissettim. Beni düşündüren satırlarda; “Bir insanı nasıl tanıyacağınızı biliyor musunuz ?Diye sorulup şöyle devam ediyordu. O insanın ne okuduğuna bakın,ne seyrettiğine bakın, duvarlarına ne astığına,raflarına ne koyduğuna,
nasıl konuştuğuna,
nasıl dinlediğine bakın.
Yapmanız gereken tek şey bakmaktır.
Bunlar size o kişinin ruhunun nerede olduğunu gösterir” diyordu. Bunun doğruluğuna o anda inandım.Hemen birkaç kişi üzerinde test ettim.Gerçekten kişinin takıp takıştırdığından, giyip çıkardığından daha çok yukarıdaki ölçütler daha doğru sonuçlara ulaştırıyor insanı.Masasının üstüne koyduğu küçük bir biblo bile o kişi için bir işaret, duvarındaki tablonun renkleri ise o insanın ruhunun, iç dünyasını renkleri bence.Kişi etrafına hava atmak için hiç okumadığı bir kitapla gezmiyor ve değer kazanmak için sahte ölçüler kullanmıyorsa bakmakla yorumlamakla çok zaman kazanılabilir.O zaman lütfen bakın; bana bakın, ona bakın ,onlara bakın.Çok dikkatli bakın hem de.Hep söyleyecek sözünüz var.Hiç susmuyor,hiç dinlemiyor,hiç görmüyorsunuz.Bunları yapmadığınız için de her ilişkiniz yarım yamalak yaşanıyor.Az konuşup çok bakın.İnsanların dışını değil içini görün.Acılarını görün,hüzünlerimi görün,kalbini görün.İnsanlarda hep kusur aramaktan,eksik bulmaktan, insanları tersleyip kırmaktan,eleştirip üzmekten bıkmadınız mı?Usanmadınız mı?Yetmedi mi size, filmdeki kötü kalpli karakteri oynamak.Azıcık rolünüzün dışına çıkıp iyi olun,güzel kalpli olun.Hayatta hep kötüler kazanmaz,jüri değişti diye umut edip iyilik ödülüne yürüyün.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir