Elimizde sulandırdığımız sabun kaplarıyla küçük baloncuklar üflediğimiz günler geldi aklıma.
Şimdi hala minikler oynuyor bu oyunu. Ama hazırları satılıyor elbette. Bizim gibi anne terliğini göze alıp,deterjan çalan çocuk kalmadı mutfaklarda. Çalkala çalkala üfle. On bin milyon baloncuk savrulsun gökyüzüne.Güneş ışıklarının altında kristal birer küre gibi olur hepsi.Renk cümbüşü harikadır.Ama sonra birden fıslar yok olur baloncuklar.
Sanki ben de bir baloncuk olmuşum, konular arasında savrulup duruyorum.
Kimi yazdıklarım çok ilgi çekiyor, yorum katkılarıyla zenginleşip düşündürüyor. Kimi yazdıklarım kimsenin umrunda olmuyor.İlginç gözlemlerim var bu konuda.Okuyup, bir beğeniye eli varmayan cimri dostlarım kadar,okumadığını dürüstlükle söyleyen dobralarım var.Oysa ben meraktan çatlarım tanıdığım biri ne yazıyor diye. Okumaktan nefret etsem bile, gıybet merakımdan okurum.
Umrumda değilsin, ben yazdıklarını okumuyorum, tarzım değilsin,ben zaten ünlüleri okurum diyen kibirli ve beni eziklediğini sanan bir kesim de var elbette.Bu Allahın emri,olmazsa olmazım benim.Hayatımın her evresinde elinde balyoz peşimde koşan çok olmuştur.
Neyse, dilim sertleşip sinirli bir şeyler yazmışsam yorum yazmaktan kaçınan hatta ayıplayıp kızanlar var. Gereksiz bulanlar var.Her yazdığımı kendine sanıp üzülenler var.
Var işte, çeşit çeşit dost var.
Sanki hepsi gönül küremin içindeler ve pırıl pırıllar. Hayat içinde hepimiz savrulup uçuşuyoruz.
Dostlar gönlümde yer değiştirip duruyorlar habire. Yazdıklarımla kimilerini mutlu edip kimi gün güldürüyorum. Kimilerini kendimden daha da uzaklaştırıyorum.Kelimelerimle baloncuk oyunu oynuyorum galiba.Kimi kelimeler görülüyor ışıl ışıl, kimleri masumca kaybolup gidiyor.
Hayat herkese hep bir oyun armağan ediyor aslında.Oynamaya gönlün olsun yeter.
Baloncuklar
