12 kişilik açılan yemek masasına itiştire kakıştıra ek sandalyeler koyarak sığar ve ilk gün bayram yemeğini beraber yerdik biz.Baba ocağımızın değişmez kuralıydı bu.İlk gün hep bir arada olur, anne yemeklerimizle doyardık.
Anam çok hamarattı tamam da, böylesi tatlı ve doyulmaz nasıl olurdu yemekler anlamazdım.Ne çok güler, neşelenir, eğlenirdik o zamanlarda.Büyükten küçüğe sıraya girer,el öper kucaklaşırdık.Öpen sıraya durur gelene pozisyonunu alırdı.Paralar, şekerler gırla giderdi.Ben de fazlasıyla gaza gelip, bulduğuma yapışır,kucaklayıp hoplatıp dururdum.
Sonra herkes kocasını,karısını ve bir de çoluğunu çocuğunu alır fırlardı bayram gezmelerine. Gideceğe yerlere giden masa etrafındakiler,bir fırsatını bulup yine kardeş evine çöreklenip,likör çukulata partisi mutlaka yaparlardı.Öğlen görüşen onlar değilmiş gibi, günlerin ayların hasreti hep olurdu üstlerinde.
Artık 12 kişilik yemek masamız yok bizim.Sandalye tıkıştırmaya ihtiyaç ve leziz ana yemeklerimiz, kardeş buluşmalarımız da yok.Aslında bayramımız yok ve aslında biz de yokuz.Tüm güzellikler geçmişte kaldı,gidenlerimiz hepsini aldı götürdü.Bize hasret,bize anılar kaldı.Bugün de bir gün,anı olacak.Belki de birileri yarınlarda bugünler için güzellikler eskide kaldı diyecek.Bugünü bile güzeldi diye anacaksa birileri yarınlarda ben yokum arkadaş!😃
Şaka bir yana bayram dediler bugün için, inandım.Bayramda ne yapılırdı,el öpülür, öptürülürdü.O zaman işte elim küçüklerim öpsün.Senden büyüğüm yaşlıyım diyen varsa uzatsın elini öpeyim.Sanal da olsa,karantinada da olsa,sokaklar yasaklı da olsa bayram işte. Yaşamadık görmedik demeyin.Bugünden daha güzel, bugünden daha özgür bayramlarınız,12 kişilik yemek masalarınız,yedek sandalyeleriniz hep olsun ve tencereler tıngırdasın ocağınızın üstünde.Esen Kalın…
