Bozacı

Ankara’ya kış ayazının vurduğu gecelerde cama burnumuzu dayar beklerdik onu.Yerde günler öncesinden yağmış; donmuş,buzlanmış kar olurdu.Sobada yanan odunla kömürün çıtırtıları, hoş bir sesti odalarda.

Her kış gecesi gelmesini beklediğimizdi bozacı kadir amca bizim.Kış başlar başlamaz, güyümünü ve litreliğini eline alıp,sokak sokak gezer “bozacı,bozacınız geldi” diye bağırırdı. Kadir amcadan boza almak, baş eğlencemizdi bizim.

Bozacımızın sesini bir kaç metre ileriden duyar, boş sürahiyi kapar, sokağa fırlardık. Ayaklarının buzda çıkardığı katır, kutur sesler eşlik ederdi bekleyişimize.Evimize yaklaştığında naralar atar,bozamıza ve tarçınımıza kavuşurduk.Evde de sarı leblebiler hazır olurdu.

Kaşık kaşık,bardak bardak tüketir bir sonra ki geceyi beklerdik.O bozanın tadı ve kokusu hiç bir markada yok şimdi.

Sokaklardan geçen bozacı amcalar da yok.O bozaları bekleyen lezzet düşkünü çocuklarda yok.

Ne çok yok olduk biz.Neden yok olduk?Kim çaldı kış gecelerimizin mutlu bekleyişlerini?Neden bozaları pet şişeler içine hapsettiniz?

Tarçın,sarı leblebi bozaya hasret artık.Lanet olsun.Özlüyorum o zamanları.Hiç bir pastahane bozasının vermediği tadı, özlüyorum.Buğulanmış camlara bozacı beklerken; kalp çizmeyi,adımı yazmayı özlüyorum.

Sadece doğal gaz faturalarının korkusunu yaşayarak geçireceğimiz kış aylarının tadı da kalmadı.
Kardan adam yapmadan, boza ve sahlep içmeden kış mı yaşanır?
Yaşanmaz elbet.O zaman bu kış hepsini yapacağım ahtım olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir