DURAMIYORUM

Atıcı olarak şeçildiğim okul atletizm takımında uzun ve kısa mesafe koşucusu olarak da görev yapıyordum. Çünkü hayır demeyi hiç bilmiyordum.Eksik her sporcunun yerini dolduruyor tüm mesafelerde koşuyordum. Bir yıl Türkiye okullar arası atletizm yarışmalarında kızlar 100×400 bayrak yarışında 3.adam olarak koşup elimdeki bayrağı 4.adama teslim etmeye çok çalışmıştım. Ancak 4.yarışmacı ayar tutturamayıp benden bayrağı almadan hızlanınca ikimiz muhteşem bir görüntü ortaya çıkarmıştık.Ben bayrağı benden sonraki yarışmacıya vereceğim diye mesafem bittiği halde koşarken,kız bayrağı almayacağım diye eli boş koşuyor hiç bir uyarıyı duymuyordu. Böylece ben arkada, kız önde koşuyorduk.Ben vazgeçmemiştim.İllaki bayrağı saçaklı kıza verecektim. Kızı yakalayıp elini yüzünü yolayım hayaliyle sinirden havale geçiren ben, koşu tempomu artırmış bizim son adamı ve rakipleri geçerek yarışı bitirmiştim.Saha kenarında hakemler,ve bedeneğitimi öğretmenleri bağrışmaya başlamış,itirazlarla ortalık karışı vermişti. Bizim okulumuz benim bayrak vereceğim inadımla, ipi çift yarışmacısıyla göğüslüyerek tarihe geçiyordu.Bendeki azim göz yaşartırken,bayrak yarışını elimdeki sopadan kaçmak sanan önümdeki süper zekalı takım arkadaşım sayesinde yarışma dışı kalıyor, derecemiz sayılmadığı gibi birinciliğimiz de verilmiyordu.Bayrak yarışlarına farklı bir renk ve şekil katsak bile derecemizin sayılmasını çok isterdim.Çünkü birinci gelmiştim.Çünkü bizim takım bayraksız ipi geçmemişti.Saçaklı mantı yerine ben koşmuştum bayrağı finale ben getirmiştim,ne vardı bunda.Hep gene kıskandılar,yine hakkımı yediler zaten.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir