15-16 yaşında tombik bir kızım.Ellerim hep havada çakkıdı çakkıdı durumunda.Türk pop müziğinin kurduyum.Yeni çıkan her şarkıyı ve şarkıcıyı biliyorum. Şarkıcıların ailesini, ayakkabı numarasını bile ezberliyorum. Haftasonu gazetesini okumuyor, yiyorum.
Aslında biz 3 kardeş de müzik hastasıyız o zamanlar.Her ne kadar farklı tellerden çalsak da odalarımızdan evin içine hep müzik sesi yayılıyor.Bu yüzden de,anne ve babamızın en mutlu zamanları bizim uyuduğumuz zamanlar.Abim cool, ablam romantik kraliçe tavrı ile müziklere eşlik ederken ben zirzop hep ayakta, hep hoplayan, ellerine ayaklarına sahip olamayan bir bireyim. Etrafdakilerin bu kız sağır mı acaba diye düşüneceği kadar yüksek sesle dinliyorum şarkıları. Erkin Koray oluyorum, gitarın tellerinde geziyorum. Hümeyra olup aşkı haykırıyorum.Zeki Müren in peşini ise hiç bırakmıyor,kahırlanıp duruyorum.Anacığım ise devamlı; kızım kıs babanı duyamam, bir kıs kapı çalar duyamam, kızım başım tuttu kıs uyarılarını tekrarlıyor. Ama ben hiç tınlamıyor, eller havada modunda devam ediyorum.
64 yaşında bir kadınım,karantina günlerinde balkona masamı atmışım. Saat sabahın 6.45 i. Zeytinyağlı biber dolması yapıyorum. Camı açmışım mis gibi gün kokusunu içime çekip, kuş sesini duyuyorum. Kırlangıçlar gelmiş bile.Canım müzik dinlemek istiyor açıyorum FM radyomu.Şarkılar yayılıyor ruhuma.Ama o ne birden panikleyip kapatıyorum radyoyu.Ya eşim çağırır,yardım ister de duymam diye evhamlanıyorum.
Müzik ve radyo anlamını yitirip susuyor aniden.Biberlerle ben başbaşa kalıyoruz balkonda.Kulağım içerde, biberleri dolduruyor, dolduruyorum.Ellerim havada değil artık,çakkıdı da başlamıyor,şarkıyı söyleyenler kim zaten bilmiyorum. Tek derdim var artık duymak eşimi duymak, kapıyı duymak, telefonu duymak.Aynı rahmetli anam gibi.Duymak istiyorum.
İnsan yaşattığını yaşamadan ölmez der büyükler, ahanda aynı benim bugünkü durumum buna çok yakışıyor. Yapsana gene hop hop.Yapsana gene yandan yandan.Aksan ya gecelere, sevdalara, notalara şiirlere. Yapamazsın,yaptırmazlar dimi bacım?
