Gül Gülüm

Birden aklıma geldi ben en çok  kime güldüm diye sordum kendime.Özel hayatımda beni güldüren mutlu eden sevdiklerim elbette var. Benim sorum sanat yapanlara yönelikti.

Louis De Funes isimli bir Fransız sinema sanatçısı vardı gençlik yıllarımda.Yıllarca onun filimlerine gittim ve çok çok güldüm.Fransa nın Dünya sinemasına armağan ettiği en büyük komedyen olan bu  komik adam 1983 yılında ölünce kendimi yerlere atıp,karnımı ağrıtıncaya kadar güldüğüm kimse kalmadı sanmıştım.Ama yanılmışım.Levent Kırca bu boşluğumu doldurdu.Ona ve yaptıklarına çok çok güldüm yıllarca.Devletin sikisini izlerken yerlerde tepindiğimi,Türk Sanat Müziği korosunu seyrederken gülmekten dakikalarca katıldığımı çok iyi hatırlıyorum.

Bu günler de değil kahkaha atmak dudaklarımıza gülümseme bile yakışmazken,milletimizin yaratıcılığının ve zekasının ürünü olan bazı videolar,karikatürler ve resimler güldürüyor beni.Bu gülmelerim böbrek taşı kıpırdatan şiddette ve tuvalete koşturacak dozda olmasa da gülebilmek iyi geliyor.Durumumuza bu yandan bakmasam çok zorlanacağım bilinci ile inatla bunları seyrediyor,şarkılar dinliyorum.

Keşke Louis De Funes bu zamanda yaşasaydı,gençler nu görseydi ve keşke sevgili Levent Kırca erken gitmeseydi.Ne çok malzeme çıkardı bu cahiliye döneminden. Maskesi eldiveniyle sarhoş rolünde bir Levent Kırca muhteşem olurdu.

Bizi kendimizden geçirecek kadar güldüren insanlar ve olaylardan ne kadar uzağız değil mi?Ekranlara çıkıp gümbür gümbür umut dağıtan, kaygı gideren şefkat dolu kimsemizin olmaması da çok acı.Sokağa çıkma yasağını duyunca tuvalet kağıdı almaya koşan adamı duyunca  hayli güldüm aniden.İşte şimdi  S….CAFER BEZ GETİR TEKERLEMESİ  DÖKÜLDÜ DİLİMDEN.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir