Güney Korede Cadılar Bayramı kutlamalarına katılan 153 kişi,meydana gelen izdihamda öldü haberini benim gibi duyan mutlaka olmuştur.
Daracık sokaklarda toplanan kalabalığın kördüğüm olmasını,sıkışıp kalmasını ve yüzlerce insanın bu sebeple boğulmasını veya kalp krizi geçirerek ölmesini insan aklı almıyor.
Büyük bir ihmalle çoğunluğu alkol veya uyuşturunun etkisine olan insanların düşünme yetilerini kaybederek birbirini ezmesini kabullenebilmekte çok zor.Pisi pisine gitmek dedikleri ölüm şekli bu olmalı.
Böyle çoşkulu, galeyane gelmiş, şuursuz bir kalabalığın arasında biz de kaldık.Bir kaç yıl önce Urfa, Diyarbakır, Gaziantep gezimizi sonlandırmış Ankaraya dönmek üzere gece Antep terminalinde otobüsümüzü bekliyorduk. Aracımız henüz perona yanaşmamıştı. Eşim ve ben bavullarımızın yanında duruyorduk.
Tam da o gece yeni askerlerimiz birliklerine teslim olmaya gidiyorlardı. Terminalde olağanüstü bir kalabalık vardı.Her yerde davullar çalıyor”,en büyük asker bizim asker” tezahuratlarıyla askere giden gençler yolcu ediliyordu.Ağlayan,eğlenen birbirine karışmıştı.Çok gürültü vardı. Kimse kimseyi duymuyordu.Türküler, marşlar birbirine karışmıştı.
Bir anda 3-4 peron ilerideki otobüse omuzlarındaki delikanlıyı bindirmek için hareketlenen kalabalığın sırtımdan yaptığı basınçla sürüklenmeye başladığımı fark ettim.Öyle bir sürüklenmeydi ki bu ayaklarım yerden kesilmiş, boyları benden çok uzun insanların arasında debelenmeye başlamıştım.Nefes almakta zorlanıyordum.Öleceğimi sanmıştım.
İnanın şuursuz ve taşkın bir kalabalığın arasında kalıp ölüme yaklaşmak, boğulma hissini yaşamak çok korkunçtu.Ne yapsam kalabalıktan sıyrılamıyordum.
Dakikalarca süren sürüklenişim,son bir çaba ile kendimi yere bırakmamla sona erdi.Bağırarak sesimi duyuramadıklarım, düştüğümü sanıp üstümden, yanımdan geçip gitmişlerdi.Ogece eşim bir yana ben bir yana savrulmuştuk, bavullarımız da ezilmişti. Kısacası telef olmuştuk biz.Şaşırmayın oluyor,çok kolay oluyor böyle facialar.
