Bazen kendimi kuluçkaya yatmış tavuk gibi hissediyorum.Tavuk civciv çıkarmak için yumurta üstünde yatar durur ya,ben de yazı çıkaracağım diye yatıp duruyorum.
Kuluçkadaki tavuğa Gurk denirmiş.Bana ne denir diye düşündüm.En uyumlu Gark’ı buldum.Çabalasam daha kaliteli isimler ve ahenkli sesler kesin çıkarabilirdim. Ancak bu kez de sayın tavuğa haksızlık olur,şöhreti zedelenir diye çekindim.Çünkü her ikimiz de kader ve yol arkadaşı sayılırız.Aslında her ikimiz yata yata rıkımızı kazanıyoruz diyeceğim de kendi adıma bunu diyemiyorum fazlaca.Benim rızkım ancak manevi rızık olabilir,maddisini sevgili tavuğa sormak lazım.
Aslında bize ihtiyacı yok bu memleketin. Kuluçkaya yatıp yatıp, akşamdan sabaha cevher yumurtlayan insan dolu etraf.Bir dediği bir dediğini tutmayan,saçma sapan o kadar fikir beyan ediliyor ki, insan kendi akıl sağlığı için kaygılanıyor.Bu karmaşa içinde, ayakta çizgini bozmadan durabilmek çok zorlaştı.Bir de temiz ağızla gezmek.Küfürsüz,lanetsiz günü bitirmek.
Benzine arkası arkasına gelen zamlar canımı sıkıyor.Hayat amacıma ulaşmamı sağlayan tek şey araba kullanmak.Artan fiatlarıyla bir gün arabayı yerinden oynatamayacağımdan korkuyorum.O zaman başka bir yol bulunur elbette.
Kasım ayından itibaren kuluçkadan kalkıp yeni çalışmalar yapmalıyım diye düşünüyorum.Gurk a bir sorayım bakalım akıl verecek mi?Yoksa o civcive devam mı edecek?Aslında Gurk da Gark da boşa çabalıyorlar, kimsenin umrunda değil.Herkes halinden memnun çok memnun.
