Bu sabah kendimi Haka dansı yaparken buldum.Ankara’nın rakımı mı yüksek gelip çarptı, havası mı sarstı anlamadım. Bir hakaladım bir hakaladım.Haka ne mi?Ama her şeyi de ben mi öğreteceğim size ya?Off çok tembelsiniz çok.Neyse bu kez de tiyoyu ben vereyim.Bir daha olmasın.
Hani Yenizellandalıların 140 senelik savaş dansları var ya ondan söz ediyorum.Dansçılar elleri, ayakları, ağızlarıyla abuk subuk hareketler yapıyor ve anormal sesler çıkarıyorlar ya.Ben de bu gün aynı onlar gibiydim inanın.İlk kez Süleyman Demirel in huzurunda sergilenen bu dans, uygunsuz bulunup hakkında sonradan çok konuşulsa da benim ilk ve son tercihimdi. Bir iyi geldi bana inanamazsınız.
Çünkü benim gibi Başkent gaz,telekom,sular idaresi ekektrik idaresi,oto sanayi sitesi gibi kurumlar arasında 5 günde haşatı çıkan bir bireyin vals yapmasını beklemiyordunuz her halde.Hak huk diye diye tüm küfürlerimi deyip, sinirimi de salıverdim.Terk edilip, kitlenen bir evin tekrar açılışı da böyle hakalı hukalı olur zaten.Hatta cüzdandan çıkanları görünce bu dans ev dışına taşar, ana cadde üzerinde bile el kol figürleri yaptırır insana.Tabii sizin tuzunuz kuru,işiniz gücünüz tıkırında.Ondan haka dansı felan bilmezsiniz.Gelmeseydin niye koştun başkente diye bıyık altı gülenler de var aranızda biliyorum.Gelirim arkadaşım.Seviyorum bahtı karamı.İş biter nasılsa birlikte sararız yaramı.O zaman da biz güleriz.
