Gezmek için gittiğim semt pazarında dolaşmaktan yorulmuş olacağım ki, gördüğüm çay evinde mola vermek istedim.
Çayımı yudumlarken, karşı kaldırıma açılmış tezgahlarda asılmış kadın giysilerine bakmaya başladım.Kazaklar içinde krem renkli üzerinde desenler bulunanı beğendim.
Pastel renkleriyle, sadeliğiyle uzaktan gözüme çok hoş görünüyordu bu kazak.
Hangi pantolunumla, eteğimle kombin edeceğimi bile hayal ettim.Bana yakışacağından emindim.
Karar verilmiş ve onu almaya sıra gelmişti.Başkaları tarafında fark edilip, alınmasın diye bir acele çayımı içip paramı ödeyip tezgaha saldırdım tabii.
Beni al diyen, uzaktan uzağa gel gel yapan kazağa yaklaştıkça hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. Planlar ve kombinler yaptığım desenli kazak gitmiş yerine üzeri pullarla, boncuklarla işli anne kazağı gelmişti. Uzaktan son derece sade görünen bu giysi, yakınlaşınca bana hiç hitap etmeyen bir giysiye dönüştü.
Çok üzülüp, almadan hızlıca çark ettiğim de düşünmeye başladım.İnsanlara ve olaylara da böyle uzaktan bakarken ne kadar yanılıyoruz hepimiz.Çok iyi ve çok kötü bulduğumuz,çok mutlu çok mutsuz sandığımız, güzel çirkin dediğimiz nice kişi ve konunun yakından bilinip görülmedikce hatta yakından tanınmadıkça bizi ne kadar şaşırttığını hatırladım.
Çok severim dediğim sanatcıların, şöhretin pırıltılı ambalajı içinde görmediğim yanlarını sosyal medyada ve basındaki açıklamaları ile çok yakından tanıyıp fark edince sevgime layık olmadıklarını anladığım gibi özel yaşamımda da beni hayal kırıklığına uğratan insanlar oldu.
Ön yargıyla ve sonsuz bir teslimiyetle insanlar hakkında kalıcı kararlar alıp, büyük sevdaların yaşanmaması gerektiğini anlayalı çok uzun zamanlar geçti.
Göz yanıltır insanları, gönül görmeli ve mesafeler her yönü görebilecek kadar yakın olmalı.
Bir söz, bir bakış bile bazen yarar işe. Ama insan sarrafı olabilmişseniz eğer.Kimi zaman altın sandığınız kazıdığınızda teneke çıkar.Hayat işte, yanıltmaya hazır hep bizi.
Bir kazak kadar, çocuksu yanılabilsek keşke.
Hayat Yanıltır Bizi
