KADER

Bu sabah yaşadığım bir duyguyu unutmadan sıcağı sıcağına yazmak için klavyeyi kullanırken, derin tefekkür içindeki düşüncelerim devam ediyordu.Sık sık yazdığım gibi arı sinek böcek ve haşeratın her türü ile irili ufaklı her  hayvandan kaçınmak korkmak gibi huyum var benim.Hele sivrisinekler baş düşmanım.

Sabah çayımı içmek için camlı ve telli balkonda otururken tam burun hizzamda bir düşmanla karşılaştım. Nasıl ve nereden girdiğini sorguladıktan sonra imha çalışmalarımın baş aleti sinekliği elime aldım. Havada bir iki tur gezinen ve benim kararlığımı gören sivricik kendini sinek tellerine  yapıştırıp, kaçacak bir delik aramaya başladı.Sırtı bana dönük kurşuna dizilen asker gibiydi.

Sona geldiğini anladı mı,yaradana yalvardı mı bilmiyorum ama tam kendisini yaşamdan alıkoyacaktım ki; vicdan sesim vurma,aç telin kenarını çeksin gitsin dedi.Dinledim o sesi beni avlamayı bekleyen, ama benim köşeye kıstırdığım canlıyı hür bıraktım. Uçtu, yaşamaya devam etti.

O an aklıma geldi,acaba bizi de ilahi katta  birileri böylemi hayatta tutuyor ya da yanına alıyor dedim. Bırak yaşasın, yok hadi gel artık mı diyorlar. Bizi sinek gibi küçücük mü görüyorlar?Hayatta atlattığımız badireler acaba böyle vicdanlı bir elin sesimi.Mistisizim sardı sarmaladı  beni.

“Düşün düşün şeydir işin”durumuna geldiğimin bilincine erken varıp sırtından vuramadığım sineğin yazıma konu olması sevinciyle güne başladım bugün.

2026 içinde yayınlandı