Hırvatlar,Sırplar,Boşnaklar arasında 1992-1995 yılları arasında yaşanmış etnik kökenli savaşın tam ortasındayım.Sırpların Müslüman Boşnaklara yaptıkları anlatılmaz zulümle boğuşuyorum. Kadınlara, çocuklara yapılan işkencelerin anlaşılabilmesi mümkün değil.Her yer kan, her gözyaşı kokuyor. İnsanlığın iflas ettiği zalimlikle, soykırım yaşanıyor.Erkekler topluca öldürülüyor,topluca gömülüyor.Müslüman kadınlar, sırp çocuklar doğursunlar diye sırp askerlerinin tecavüzüne uğruyor.Dağlara,ormanlara açlığa soğuğa kaçıyor Bosnalılar.Binler,on binler,yüz binler ölüyor.Ve Bingölden kalkan bir helikopterimiz Tatvan a giderken olumsuz hava koşulları nedeniyle günüme düşüyor. 12 subayımız şehit oluyor.Sanki zaman makinası işliyor,bugün dün olup kitabımın içine dalıyor. Sevgili arkadaşımdan aldığım Zehra isimli kitabı soluk soluğa okurken büyük bir üzüntüyle sarsılıyorum. Ne savaş bitiyor,ne kaza ve ne de ölümler.1996 yapımı helikopterlerle, kış mevsiminde uçmaması gereken doğunun iklim şartlarında uçan vatan evlatları için çok üzülüyorum.Soydaşlarım için Sırplara,şehitlerim için onları düşünmeyenlere lanet ediyorum.Ha Bosna Hersek,ha Bitlis,Van ne fark ediyor,kader her yerde ağlarını örüyor.Başına Şemsiye tutulmuş vali amca kaza kırım yerine teftişe gidiyor.Vali bey karda ıslanmasın diye her önlem devletimizce alınıyor.Tabii ki Almanya yine bizi kıskanıyor,he bir de yeni yollar yapılıyor.
KADER
