Kal kalabildiğince

Yazlıkta,kış günleri geçirmeye devam eden ve bulaştan tenha yerde kalarak korunmaya kararlı 5-6 komşuyuz.İlk kez Aralık ayına dek buralarda kalıyoruz.Mayo,şort, sandaletle kan kardeşi olan bu diyarlarda kaban, bot, bere ve kazaklarla dolaşmak ters yüz ediyor bizleri.

Sahilde termosa konmuş çayı içerken korkudan uzaklaşmaya,mutsuzluğu azaltmaya çabalayıp oturuyoruz.Sohbet dedikodularla renklense,gülmelik bahaneler bulunsa da hep düşünceli ve hep karamsarız.İçimizdeki hüzünü, umutsuzluğu yok etmeye çabalıyor,denizi seyrediyoruz.Siyasete dalıyor söyleniyoruz.Hep kızgın ve kırgınız.Pandemiye sıçrıyor konu, panikte ve ümitsiziz.

Tadı yok insanların.Yüzlere yerleşmiş endişe mimikleri hiç terk etmiyor onları.Herkes bu olağan üstü zamanları en az hasarla atlatmanın gayretinde.Yılın son ayına böylesi duygular ve görüntülerle giriyoruz.Hepimiz daha az düşünüp,daha az üzülmek için hobilerimize tutunuyor,zamanı hoş geçirmeye çalışıyoruz.

Yarı açık cezaevinin hakimsiz, savcısız, gardiyansız parmaklıksız mahkumları gibiyiz.Geziyor dolanıyor ama özgür olamıyor ve tutsaklıktan kurtulamıyoruz.Kendi vatanımızda yaş sınırlaması nedeniyle serbestçe şehir bile değiştirememek çok acıtıyor canımızı.Yaşlı olmanın zevk olduğu günlerden çok uzaklardayız.Geçecek mi bitecek mi feraha erecek miyiz?Yanıtımız yok.Suya atılıp sekmesi sayılan taşlar gibiyiz.Bu kaçıncı sıçrayışımız bilmiyoruz.Yaşanacak günler,görülecek güzellikler var diye umut ediyoruz.

Oturma mesafelerimizi gün gün açıyor,maske sayılarımızı gün gün artırıyoruz.Ha bir de yasak saat başlayınca jandarma gelir diye popomuzda ayak izleriyle evlerimize kaçıyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir