Yazı yazayım diye klavye başına geçtiğimde beynime hücum eden sözcüklerle baş edemiyorum.Ne çok şey var yazılacak.Beni yaz diye öne öne saldıranlar ile, kıyıda köşede kalmış masumca bekleyenler hep yoruyor beni.
😍
Israrla ve inatla yazılarımın duygusal olmamasına, okuyucunun yüreğini daraltmamasına çaba sarf ediyorum.Çok duygusal, ağlakçı bir insan olduğum için bundan uzak durmak kaçınmak zor oluyor.Bıraksam kendimi hepinizi melankolik yaparım inan olsun. Ama hayır,kendimi bırakmayacağım.Oysa çok duygulandığım bir olay oldu bugün.Ama geçiştireceğim.Belki başka bir gün yazarım.
😍
Çünkü düşünüyorum da ne kadar az gülüyoruz hepimiz. Yüzlerde çakma gülüşler var.Bu nedenle sosyal medyada kafa dağıtmak ve birazcık hoş vakit geçirmek isteyen insanlara eziyet edemem.E kalıyor geriye,vatan millet,sakarya ve siyaset. Bunlara da ara sıra girip, çıkıyorum asabım bozuluyor.Bugün asabımı da bozmaya niyetim yok.
😍
Dışarda bulut arkasına saklanmış güneşin kırık ışığı var.Yağmur alabildiğine çoşkulu yağıyor. Sonbaharın ilk yağmuru bu.Rampalardan küçük dereler akıyor ana yola.Zeytinler yıkandı,çimenler parladı. Doğanın temizlik günü bugün.Toz, toprak yatışacak.Hafta sonunun yalnızlığı ve havanın hüznü düşmüş caddeye.Ara sıra geçiyor arabalar.Genelde kahve tercihi önde olan bir insan olmadığım halde, kendime kahve yapıyorum bu sabah.Bir öğleden sonra gezmesine gider gibi giyindim önce.Gezme yasaklı olduğum için kendi kendime evcilik oynuyorum.
😍
Çocukluğumda da oynardım böyle oyunlar.Bir minderi bir bezle kundaklar bebek yapar,sandalye ayaklarına yaptığım salıncakta sallar dururdum.Hiç bıkmazdım bundan.Anneliği mi severdim,sallamayı mı severdim ayrımına bugün varamıyorum ancak baksanıza hala sallamaya devam ediyorum.Demek sallamak hoşuma gidiyor.
Siz anneliğe,babalığa ben sallamaya devam edelim o zaman.”Yağmur yağıyor seller akıyor arap kızı camdan bakıyor”.
