Saat sabahın yedi buçuğu. Tatlı bir serinlik var havada.Henüz terlemiyorum.Arabanın bagajından getirdiğim küçük taburede oturuyorum.Maaşımı aldığım bankanın bahçesindeyim.
Kargalar bile kahvaltısını yapmadan kendimi evden dışarı atmış haldeyim.Bir,iki günlüğüne milli bir görev için geldiğim başkentteyim.Milli dedim diye aklınıza uluslararası bir spor turnuvası gelmesin sakın.Düğün yapacağız.Bizim minnak yeğenlerden biri daha evleniyor.Neyse,şimdi konumuz banka kapı önü nöbetimiz.Milli görevim ile ilgili izlenimlerime de bir gün sıra gelir inşallah.
Yaz evimin olduğu sahil beldesi bayramdan bu yana yoğun işgal altında olduğundan biricik bankamın bana sunduğu promasyon artışını güncelleyememiştim.Ne zaman bankaya doğru çevirsem yüzümü içime baygınlıklar veren bir yoğunluk ile karşılaşmış kaçmıştım.Ama artık kaçışım yok.İnat ettim yapacağım bu kez.Arttıracağım arkadaş benim neyim eksik.
Saat 9 da açılacak bankanın önünde şimdiden sıra olmuş insanların içindeyim.Fakat bu kez dereceye gireceğim.Çünkü kuyrukta 2.sırayı kapmış bulunuyorum.1.sırada sabah namazını banka kapısı önünde kılan 84 yaşındaki Çamlıbelli amca var.
Kuyruk daha bu saatte aldı başını gitti bile.Hepsi emekli, tiridi çıkmış kadın erkek gençler sırada şimdi.Benden sonraki amca karaciğer nakli olmuş.Benim engelli kartım var beklememem lazım deyip bekliyor.Banka saçağının gölge yanına sıkışmış körpecik fidanlarız.Banka açılana dek bekleyecek ve tabii ki sohbet edeceğiz.
Hepimizin dili şişmiş habire konuşuyoruz.Hem sağır hem gevezeyiz üstüne üstlük.Bu kadar konuyu nereden buluyoruz hayretler içindeyim.Koro halinde beddua ediyor,solo halinde dertlerimizi arz ediyoruz.Kuyrukta ilk yarım saatte akraba çıktık bile.(DEVAMI YARINA)
