Ellerim kırık karga kanadı, ayaklarım dozer kepçesi gibidir benim.Elime alıp da düşürmediğim hiç bir şey yoktur.Düşmeyi beceremeyen ne varsa,sirk starı gibi avuçlarımın içinde parendeler atarak yerini bulur. Ellerimin adres okuma becerisi sıfırın altındadır.Koymayı planlayıp istediğim hiç bir yere elimdeki ürünü teslim edememişimdir ben.İyi ki kazarada olsa kargo şirket görevlisi olmamışım ben çünkü ürünler sahibini hiç bulamazdı eminim.
Eller bu kadar isyankar ve başına buyrukken ayaklar normal olsaydı bari.Nerdeee?Ayaklar bence daha beter.Dedim ya kepçe gibi önüne geleni toplar, önüne gelene takılır.Hani numarası büyük olsa neyse.35 numara ayak tüm halıların altına girip tüm eşiklere nasıl takılıyor aklım hiç almadı.
Mutlaka tökezlerim ben.En ciddi ortamlarda dünürlerin önünde bile bu milli folklar hareketlerimi göstermişimdir.İstisnası olmaz,hiç kaçırıp atlamam ayaklarımla derler toplar ellerimle atar tutarım.
Büyüyünce düzelirim sandım ama cıkkks daha sarsak oldum,bir de benim motor beni yana yana yana çekince hedefe varmakta hayli zorlanır oldum.
Sosyal mesafeyi ayarlamaya çabaladığım bu günlerde benim bu durum hayli vahimleşti.Market alış verişinde kasaya eşyaları dizip öndeki müşteriyle mesafeyi ayarlayamayınca kasiyer kız beni gazate reyonunda buldu.Teyze diyor,ne işin var orada buraya gelsene.Gelecem de becerebilsem diyemedim. Benim kepçeler senin yanına getiriyormu ki geleyim.
Bir de kırık kargalar kendini hatırlatıp cep yerine cüzdanı yere atınca tamamlandık tüm uzuvlarla.Arkamdaki genç “teyze cüzdan senin mi” diyor saf saf.Benim ama olsun, para yok içinde diyorum aptal aptal ama utancımı saklayarak.
Yani sevgili okuyucu sözün özü şu ki;şahtım şabaz oldum,bence corona bela etmesin beni başına.
