Ergen olana dek evde banyo yapmam bir tören gerektiriyordu.Banyo sobasıyla tanışıp birbirimize kavuşmadığımız ya da sobalı evlerde bir oda dışında diğer yerleri ısıtamadığımız için bebeklik ve çocukluk dönemim soba yanı leğen içinde sefa yapmakla geçti.Sefa dediğime bakmayın,evin içinde dakikalarca kaçıp turlardım ben.Yıkanmayı hele sıcak suyla yıkanmayı hiç sevmezdim.Annem tarafından yakalanıp bacak arasına sıkıştırılıp soyunduktan sonra başıma banyo tasını yiye yiye leğen içinde yıkanmışlığım çoktur benim.Suyu istediğim gibi ılıklaştırmayıp yanmama sebep oldu diye çiyak çiyak sularımla kaçtığım ve her tarafı su içinde bıraktığımı da söylemeden geçemeyeceğim.Ben önde, anacığım arkada banyo turlarımız çok olmuştur.Girinceye kadar çektşrdiğim çileyi,bir de çıkmayacağım suda az kaldıma çevirince ıstırap yaşattığı çok açık.Çocukluktan çıkıp genç kız olduğumda odun sobalı banyolarda kendi başıma yıkanmaya başlayınca saatlerce şarkılar söyleyip,sesimi çok güzel zannettiğim bir dönem de geçirmedim değil.Ancak her durumda temiz pak olunca evin içinde dolanıp herkesin elini öpmeyi ve onlardan dilekler ve öpücükler almayı hiç ihmal etmezdim.Evimizin kuralıydı bu.El öperken bizimkilerin“Saatler olsun” dediğini sanır,bunun ne anlama geldiğini anlamaz ama akıl edip de soramazdım.Ben böyle bir dua var sanıyordum.Yıkanana saatler olsun denirdi benim düşünceme göre. Oysa saatler değil,
“Sıhhatler olsun” doğru olanıydı.Sıhhat: Sağlık demekti.Ama ben saat yapıp çıkmıştım dileği. Yıkananlara da saatler olsun demeyi kibarlık sanmış söylemiştim.Şimdi bu adetler var mı bilmiyorum,yanlış dilek de dilesem,seramonisi çok güzeldi.Keşke şimdi gene olsa…
SIHHATLER OLSUN
