Şöhreti taşımak, yükseldiğin yerde durmak,hayranlarınla aranı güzel tutmak bir de üstüne magazini yönetmek çok zordur.Şimdiki şöhretler bunlar için yardımcı tutarken, ben hepsiyle tek başıma uğraştım.
Ayrıca sesimden başı şişen annemin terliğini isabet almadan atlatmak için habire koşturuyordum. İlkokulu bitirmeme ailemi pek sevindirememiş,bütün bir yaz sahne tozunu üstümden atamamıştım. Sokakta yakantop oynayıp eve dönünce, sahne sandığım yatak üstüne çıkıp eserlerimi sergilemeye devam etmiştim.
Safiye Ayla,Hamiyet Yüceses,Zehra Bilir,Füsun Önal,Hümeyra,Ajda Pekkan ve tabii ki Emel Sayın sanki bizim evde yaşar hale gelmişlerdi. Annemin ve ablamın makyaj malzemeleri telef olup gitmişti ellerimde.Ne zamana kadar mı?Ortaokullu olup, bir kaç ayı devirdikten sonraya kadar. O aralar nazara gelmiştim. Birden başlayan utangaçlık nedeniyle pısmış,dikkat çekmemek için elimden geleni yapmaya başlamıştım.Müzik öğretmenimiz okul korosuna seçti diye lanetleşmiştim.Piyonu eşliğinde yapılan seçmelerde tüm isteksizliğime rağmen başarısız olamamış seçilmiştim.Suratımdan düşen bin parçaydı.”Ceddin deden neslin baban hep kahraman Türk Milleti” sözleriyle bezenmiş milli marşlarımızı savaşçı ruhumla söylüyor, damarlarımdaki kan çoşuyor ama sahneye çıkıp konser vermekten çok korkuyordum. Sınıfça hep birlikte söylerken şahlanıyor ama tek başıma hiç bir şey yapmak istemiyordum.Oğlanlar bana baksın istemiyordum. Alıngandım, duygusaldım,çekingendim ve Dikkatim dağınıktı.Ön ergenlikte geziyor,genç kız oluyordum. Şöhretim bana yetiyordu.
Tükenmişlik sendromu yaşıyordum galiba.Zaten Meryem Uzerli benden ilham alarak tükenmiştir.Müzikte ki muhteşem yükselişim doygunluğa ulaştırmış ev içi konserlerim yeterli olmuştu.Artık hiç bir teklif beni sahneye çıkmaya ikna edemezdi.Ben musikiyi zirvede bırakmak istiyordum.Müzik buna çok mutlu olmalı ki beni başka bir etkinliğin kollarına fırlatıp atıvermişti.
(BİTTi SANMA BİTMEDİ)
