ŞÖHRET 1

Ben şöhreti ilk kez ilkokul mezuniyet törenimde sahneye çıkarak tattım.Önde ben, arkada korom Neşet Ertaş’ın “Allı Turnam” türküsünü ciğerimi parçalarcasına solo olarak söylediğim anda yıldızım parladı benim.😁😁 Öğretmenimin seçtiği Anadolu yaylalarından esen yanık türküleri,hep birlikte izleyenlere sunup alkış alınca tamam dedim ben şöhretim artık.Arkadaşlarım ve ben evde bulduğumuz derme çatma giysilerle folklor ekibi gibi giyinmeyi başarmıştık o gece.Şalvar ve yazmalarımız, yelek ve çarıklarımızla tüm coğrafi bölgeleri çorba yapıp zamanın tüm modasını altüst etmiştik zaten. Trabzon,Urfaya,Denizli Elazığa karışsa da biz yeni yetme cırlak sesimizle sahneyi yıkıp geçmiştik.Ben Zeki Müren i tahtından indirmişşim gibi bir sarhoşluk içinde gezinmiştim günlerce. Programımın en sevdiğim “Allı Turnam” türküsünü tüm ses cinayetlerini işleyerek söylemeye her fırsatta devam ettim elbette. Şöhrettim artık.O türkü benim türkümdü. Ezberlemek için günlerce didinmiş ve sahne tozu yutmuştum.Mikrofon tutmuştu elim.Herkes beni tanıyor, beğeniyor ve daha beteri sesimi güzel sanıyordum.Duruşum değişmiş,ayna karşısında geçirdiğim zamanlar artmıştı.Taraklar mikrofon rolü üstlenmeye başlamıştı. Zordu şöhret olmak.Şöhret yalnızlıktı çünkü.😁😁😁Ezberimdeki tek türküyle starlığımın tadını çıkarıyordum.Allı Tunayı oradan oraya yolluyor,arkasından ah gülüm gülüm diye geziniyordum.Sonra ne mi oldu?Devamı yarın,merak ediyorsan yarın yine gel dostum.😉😉

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir