Anne dizine,baba omuzuna yatamayan evlatların,evlatlarını kucaklayıp öpemeyen anaların babaların olduğu bu dönemde istinasız hepimizin en büyük ihtiyacı sevgi şevkat,sıcacık muhabbetler.
Ailesinden uzak durmak zorunda kalan özgürlüğünü kaybetmiş ve hayatı tehlikede olan insanlar ilgi ve destek dışında hiç bir şey istemezler.Ölümün etraflarında kol gezdiğini bile bile,geçim sıkıntısının çoğaldığı bir dönemde devlet babadan destek ve şevkat beklemek insanların en plansız en samimi dileği değil midir?Ben yanıtınızı beklemeden belirtmeliyim ki kendi adıma bu konuda çok eksik kaldım ve çok üzgünüm.
Siyaseti sever,zaman zaman muhalefet yapar,insanlarla konuşmalara girerim.Ancak salgının yurdumuzda kol gezdiği ilk günden beri ne özel yaşamımda,ne burada siyaset için tek kelime edip düşünmedim.Muhalif kimliğimi dolaba sakladım.Ancak gülen bir yüz,dost sözler,teselli edecek avutacak vaatleri hep bekledim. İstedim ki babam gibi sırtımı sıvazlasın devlet baba. Annem gibi saçımı okşasın.İstedim ki korkum azaltılsın.Olmadı olmayacak.Devlet baba,umudu kalbimize,gülümsemeyi yüzümüze kondurmayacak.Ölüm mevsiminde bile kayıkçı kavgalarının yapılmasını, parti atışmalarını dinlemeyi,intikam ve kin aşılayan söylemleri duymayı hiç hiç istemezdim.Oldu oluyor olacak.
Dünyayı sarıp sarsan koca bir salgın bile,bir nefes damlası kadar küçük ve yakın ölüm bile insanların yüreğine merhamet veremiyorsa bizlere huzur ve mutluluk çok uzak demektir. Öğrenilmesi gereken ilk dil, tatlı dildir demişti Barış Manço biz bunu hiç anlamadık çok yazık
