Günlerdir hız kesmeden esen rüzgarı kendine arkadaş tutan kadın, sahil boyunca yaptığı yürüyüşünü üzerinde belediye ismi yazan tahta banka oturarak sonlandırdı.Uzaklara,ufka ve denize baktı uzun uzun. Sevdiği bir şarkıyı dinleyip içi çoşan bir insanın oynaması gibi kıpır kıpır olan denizin soluk ve köpüklü sularına bir müddet takıldı bakışları.Sessizdi sakindi.Yalnız ve düşünceliydi.Ya geçmişteydi ya da yeni yaşanmış bir şeylerin hüznündeydi.
👩
Çoğunlukla bir sinema filminin veya televizyon dizisinin bir karesinde görmeye alışık olduğumuz bu sahnede; kordon boyunda yürüyen, çay bahçelerinde oturan, kumlarda debelenen kimse yoktu. Tek kişilik bir oyundaydı sanki kadın.Karşı sahiller,esen rüzgarın yardımıyla yükselen bulutlardan arınmış, pustan kurtulmuş tüm çıplaklığı ile gözler önüne çıkmıştı.Evler çatılarına dek çok net seçiliyordu. Açıklarda tek bir sandal dalgalara batıp çıkıyordu. Ve martısızdı deniz.
👩
Arkaya dayanarak, başını tahta banka yaslayıp gözlerini gökyüzüne çevirdi kadın.Rüzgar, kırlaşmış saçlarını hovardaca savurdu oradan buradan.Üzerindeki hırkaya bir sevgiliye sarılırcasına sarıldı ve üşüyen içini ısıtmaya çabaladı.Göz kapakları ağırlaştı,sevda kırığı gözleri kapandı usulca,dudaklarında fısıltı oldu bir şeyler. Kollarını göğüslerinin üstünde sıkıca kavuşturdu, öylece kala kaldı.
Tek kişilik Bir Oyun
