Uykumu bölerek sahur sofrasına oturmak çok zor gelmiştir bana.Uykuyu hep sevmişimdir çünkü.Ancak tek göz açık,ağız burun karışarak bile olsa o masada yenen bir kaç lokmanın,bir sonraki gün için niyetlenmenin tadı hiç bir yerde yoktur.
İnsan o anı paylaştığı sevdiklerini bir bir kaybettiğinde daha çok özlüyor ramazan gecelerini ve ritüellerini.Yiyip yatarak oruca başlamıyorsanız, gecenin karanlığında tek tek yanıp sönen ev ışıklarının,davul sesinin, sofradaki sıcacık börek ve diğer nimetlerin güzelliğini yaşıyorsunuz demektir.
Ben tekne orucunun vaz geçilmez elemanıydım çocukken.Uykumu feda eder,koşturup masaya oturur tüm ciddiyet ve inancımla oruca başlardım. Gün aydınlanıp, midemden ye ye uyarıları almaya başlayınca kıvranır, mızmızlanır,söylenir çabucak tekneden inmeye kalkardım.Tekne orucunun saatini kazasız tamamlamak, yaşıtlarıma hava atmak,aileme büyüdüğümü kanıtlamak gururumu okşardı.Allahın oruç tutarsam beni daha çok seveceğine inanırdım.
Büyüdüm öğretmen oldum, evlendim, gurbete gittim.Kara ve uzun kışların yaşandığı bir şehirde ramazan ayında otobüslere binerek tarihi yerleri gezmeye gelen yabancı turistlerin oruç tutmuyorlar,yiyip içiyorlar diye dayak yediğini gördüğüm gün, Allahın oruç tutanları bile çok sevmeyip vicdansız bıraktığını öğrendim.
İster bot, ister tekne,ister sandal,ister yat,ister transatlantik orucu tutulsun içinde merhamet, sevgi, hoşgörü, sabır,adalet olmayan hiç bir ibadet yüce kattan ödülünü alamayacaktır.
Dini konularda tartışmak,fikrimi söylemek,tarafımı belli etmek pek seçtiğim ve sevdiğim bir yol değildir.Bu satırlar trafikte tüm şuursuzlukları yapıp,küfürler savuran bir şoförün ben oruçluyum deyip işin içinden sıyrılmaya kalkdığını görünce dilimin ucuna geldi.Tutmadım yazdım.
Hakkıyla oruç tutmayı beceremeyen, sigara ve yiyecek krizi çeken,sinirlerine sahip olamayan, sabır göstermeyen, merhamet duymayan kim varsa gemiden çabucak insin ya da gidip kendine uygun minik bir tekneye binsin.Çünkü bu halleriyle onları ben sevmiyorum,Allah nasıl sevsin.
