Ütü

Ütü masasının yanına koyduğum mutfak merdiveninin tepesine tünemiş mesai yapıyorum.Aylardır elime almadığım ütüyle bir gidip bir geliyorum.Pek sevdiğim,pek başarılı olduğum bir iş değildir ütü yapmak.Bolca çift çizgi yapmak gibi,aceleci ütü teknikleri kullanmama rağmen ütü sonrası içim hep huzur dolar.Kırışık,buruşuk,şekilsiz giysilerin pırıl pırıl olmasını ve pürüzsüzlüğünü severim.Salaş kaygısız,dağınık giyinmenin tadı bambaşka olsa da ütülü giymek hoştur,güzeldir.Pantolon ceplerini ütülerken birden aklıma geldi.Bir giysi kadar şanslı değil insan oğlu.Hayatındaki dağınıklığı, çirkinliği bir anda yok edecek ütü sisteminden yoksun.Ütüsüz bir hayatta,yaşama gayreti ne zor.Oysa devasa büyüklükte ütü benzeri makineler olacak,sokacaksın hayatının savruk ve seni üzen bölümlerine,ütülü çarşaf gibi pırıl pırıl yapacak.Elektriğe zam geldikçe,aktif görevler sona erdikçe,davetlere katılım azaldıkça ve elbette yaş aldıkça ütüyle olan samimiyetimiz azalıyor.Benim öyle oldu.Sizi bilmem.Büyük kentte olmadığım zamanlar ütü beni çok özler zaten.İç çamaşırlarını bile ütülediğim ütü hayranı günlerimden bugüne nasıl geldim bu kadar dejenerasyon nasıl yaşadım meçhul.Değişmeyen sadece değişimin kendisi diyorlar ya.Valla öyle ben değişmişim anacığım.Mucit bile olmuşum.Hayatları ütüyle düzeltmeyi hayal ediyorum.Pes bana.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir