
Geceden yağan yağmurun sokaklarda bıraktığı küçük gölcüklere basmamaya çalışarak yürüyorum.Günün erken bir saati. Kimseler yok yollarda.Uyanmadıklarından değil,gittiklerinden bomboş bıraktılar bahçeleri,balkonları ve caddeleri.
😎
Başımın üstünde kocaman ve boşalmayı bekleyen kara bir bulut var.Bugün yükünü bırakacak kadar kararlı görünüyor. Gözümün iliştiği diğer noktada ise kuşlar uçuyor.Uzaktalar bana, bir karaltı gibi görüyorum hepsini.Çok tatlı bir serinlik var ve yaprak kokuları yayılmış havaya.Bilirsiniz yağmur sonrası hep böyle kokar ortalık.
😎
Üşümüyorum,içim de hiç ürpermiyor.Aksine seviyorum bu havayı ve yağmur sonrası nefesime karışan bu kokuları.Yağmurlarda başladı,arkası kardır bunun.Kış geldi ve Kasım ceee dedi bile. Denize yaslanan her yer gibi,yazı bitirmiş insanlarını yollayıp yalnızlığına çekilmiş bir yerde inatla kalmayı sürdüren bir kaç aileden biri olarak;bu sessizlik,bu terkedilmişlik ve güzellikten uzaklaşmaya korkuyoruz.
😎
Sanki kaçacak herşey,sanki bir daha göremeyeceğiz, gelemeyeceğiz gibi daha sıkı sarılıp kalıyoruz buralarda.Daha daha, azıcık daha zorlaması içindeyiz.Martıları Ankara Halinin tepesinde değil de burada deniz üstünde görmeyi seviyoruz.Ama sevgi yetmiyor ki.Peşimde iki küçük sarı kedi var.Açlar gene.Yemek vermemi bekliyorlar.İnsanlar beslediler,alıştırdılar şimdi kala kaldılar garipler.Kediler garip,ben garip sanki garipler ülkesindeyiz.
😎
“Yine aylardan kasım,sanki sende kaldı bir yarım”sözleriyle ezberimde kalan şarkı geliyor dilimin ucuna.Mırıldanıyorum içli içli.Özlüyorum herkesi…Tepemdeki bulut yağmur,ben özlem yüklüyüm bu sabah.Ben her kasım böyle olurum depresyonun dibini bulurum.Ahanda yine buldum haydi bakalım Bingooo…