ZANZİBAR,ZENGİBAR

Özel günlerde ve bayramlarda giydiği en güzel tek elbisesini kuşanan kadın, aynada boya yüzü görmemiş saçlarını taradı.Çok güzel görünmek istiyordu.Elbisesinin çart sarı,turuncu ve yeşil renklerinin ruhuna dokunuşunu hisseder gibi neşelendi.Fırın kapağı gibi açılan ve dişlerini hiç bir zaman içine alıp kapanmayan dudaklarını serbest bırakarak gülümsedi.

Biraz sonra kapı komşusunun, evlenecek oğlunun düğününe katılacaktı.Sokakta biriken insanların konuşup, bağrışmaları kendi evinin içine kadar gelmişti zaten.Hep birlikte toplanacak ve gelin almaya gideceklerdi.Müzik başlamış, birbiri ardına değişmeden aynı ritmi çalan tam tam sesleri ortamı şenlendirmişti.İri yarı şişman bir kadın şarkılar söylüyor, gençler eğleniyordu.Düğünler en güzel zamanları,büyük eğlenceleriydi.

Sadece baharat toplayarak  geçinen, perişan yaşayan insanların kendilerini hatırladıkları günlerden biriydi düğünler ve kadın her yerde aynıydı.Güzel görünmek beğenilmek,nerede yaşarsa yaşasın her kadının ilk çabasıydı.

Doğasının alabildiğine güzel ve zengin olmasına rağmen halkının çok ama çok fakir olduğu ZANZİBAR da bile kadının gayreti buydu.Turizm sektöründe balayı adası olarak tercih edilen, egzotik güzellikleri ile ünlenen Zanzibar adasında düğün alayı bir iki saatliğine de olsa eğlencenin koynuna kendini bıraktı.

Her evden  çıkan en güzel elbiselerini giymiş insanlar ayaklarını bilek boyunu geçen çamurlara batıra çıkara dans ederek yürümeye başladılar.Hiç birinin ayağında ayakkabı yoktu.Evler yoksuluğu haykırırcasına çapıt ve teneke damlıydı.Tüm insanlar dişlek ve kara tenliydi,tüm insanlar mutluydu. Tüm kadınlar en carlak renklerle bezenmiş elbiseleri, kocaman halka küpeleriyle ve çamura batmış bacaklarıyla çok güzeldiler.Ve ben bu düğüne ekran başından davetliydim gitmesem olmazdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir