44-YAŞAMCA SENARYO

YAŞAMCA SENARYO

Hacer’in köylüydü anası babası. İşçiydi bacısı, ağası. Buzları erimez şehirdeydi ninesi, atası. Olmayınca dönümlerce bağı, bahçesi, tarlası göçü toplayıp bir gün koca şehre kondu babası. Şehrin varoşlarında tüttü evlerinin bacası. Güzeller güzeliydi, gözleri sanki kömür karası.Dağıldılar hepsi şehre, bulmak için ekmek parası. Giremedi hiç bir işe; olmayınca torpili, dayısı. Güzelliğine övgüler dizse de fırsatçı nice işin patron kafası. Onun yüreğinde korkuydu namus belası. Günler sonra, düştü peşine mahallenin ateşli, gece saçlı delikanlısı. Başladı onunda yüreğinde, bilmediği duyguların sancısı. Aşk sandı, süslenip salındı geçmeyince ağrısı.

Oysaki Hüseyin oğlana istiyordu yıllardır onu gelin diye halası. Varmayacaktı gök gözlüye, olmayacaktı karısı. Filmlerden fırlamış gibi kara yağız olmalıydı Hacer’in kocası. Önce ellerinde başladı sevdayı tanıması. Yeni heyecanlarla doluydu gönlü,  sadece yoksulluktu umutlarının kuması.Olacaktı onun da kocaman evi, kırmızı arabası, pembeye boyanacaktı mutlu yuvanın her  odası. Sevdalısıyla tüketecekti yılları, tutarsa duası.  Ama mahalleli başladı hızla dedikoduya yazıldı  alın karası. Yasaklar kondu evde; dövdü, sövdü babası. Dayanamadı bir gece, attı hayat bilmez kafası pencereden sıyrılıp sevdiğine kaçtı elinde bohçası.Bir yaban yatakta oldu evlenmeden kaçıranın karısı. Gelinliğe kabul etmeyince yiğidinin acımasız anası, sevdiği yarı yolda koydu çünkü onun da yoktu işi ve parası. Hacerinse  kanadı yüreğinde; namus, sevda, terk edilme  yarası.

Dayanamadı kadere, dinmedi hiç ağlaması. Yetmedi kurtarmaya aşk sandığı aldanması. Elvermedi, sığındığı nice akrabası. Çiğnenmişti töreler, dönemezdi eve, olamazdı artık orası yuvası.  Elinde silah peşindeydi ondan dört yaş büyük ağası. Yalnızlıktı kaderi,  yaşı olsa da on altı. Kimsesizdi artık yoktu arkası.Yürüdü karanlığa, sağında renk renk neonların parlaması. Bir köhne pavyon oldu mekânı, çok uzaklardaydı eviyle arası. Pırıltılı giysilerle de dinmedi hiç acısı. İçki kadehleriyle doldu boşaldı müşteri beklediği masası. Aylar devrildi, hiç olmadı onun pembe odalı evi, dünleri unutturacak parası. Çınlıyordu her gece kulağında arsız erkek fısıldaması. İçkilerde aradı mutluluğu, geçmişi sonunda oldu pavyonun maskarası.Kayıp gitti on altısında Hacer, sona erdi yaşam kavgası. Bitiriverdi ömrünü dört ayda,  aradı buldu, bir kurşun armağan etti gencecik ağası. Ardından ağladıysa ağladı, bir yangın gönüllü anası.Bana da satır oldu duyduğumda onun alınyazısı. Töre cinayetleri bitmeli bu ülkede açıkçası, kadınlarımızın dinmeli acısı. Bu ilkellikten kurtarın bizi, daha yolun çok başı. Kadın kadının olsun bu konuda dava arkadaşı.

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir