Hani milli bayramlarımızın çoşkuyla kutlandığı günlerimiz vardı ya bizim hatırlarsınız hepiniz.O zamanları çok severdim ben.Hele Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramının ayrı biri yeri olurdu gönlümde.Çünkü öğrencilerimiz günlerce hazırlanır,provalara çıkılır,müzik eşliğinde hareketler yapılırdı.Hele stadyum gösterileri ve gençlerin aynı anda yaptıkları yazılı renkli fonlar muhteşem olurdu.Milli duygular tavan yapardı hepimizde.İdareci olduğum yıllarda nöbetleşe öğrencilerimizi tutulmuş otobüslerle bu çalışmalara getirir götürürdük.Bana sıra gelene dek tüm idareciler vukuatsız kazasız çalışmalardan gelir ama benim nöbet günümde stadyumda sorumlu olduğum öğrenciler,kol bacak kırarlardı.Ömrüm acillerde veya karakollarda geçerdi benim.Ya düşerler,ya da başka liselilerle dövüşürlerdi. Ben titizlendikçe ,ben sakındıkça,çocukları bırakmadan güneşin alnında bile başlarında durdukça başım beladan çıkmazdı. Çocuklar beni çok sevip dikkat ettikleri halde her nöbet günüm olaylı geçmiştir.Şansımın ölçüsünü oralardan bilirim zaten.Öğrencileri serbest bırakıp, kendisini koca bulmaya adamış kadın müdür yardımcıları ise dert üst dava üstü eğlenir dururlardı.Onlar oralarda sevgili veya koca buldular,ben bayram kutladım.Yok kardeşim; şans da, kafa da o zamanlardan beri yok bende.Neyine senin sakınmak, bilmiyor musun çöp batar.Battı ama yine de çok güzeldi.Kutlanacak bayramımız ve gururumuz vardı.Bayramlarımız çalınmamıştı.Ah keşke gene olsa,gene olsa.
19 MAYIS
