LADES
Paylaşmayı, sevgiyi çok iyi bilen, dostluğun yokluğun anlamını çok iyi anlayan iki yürek olduklarına inanmıştı hep. Bu inanmışlıkla, dolu dolu iki yılı yaşadılar birlikte. Sevginin, zevklerin, neşenin, umudun ve aşkın bitimsiz ve doyumsuzuna ulaştılar birlikte. Güzel olan her değer onları satır başı, eşsiz her duygu onları baş harfi yapmıştı.
Kitaplar onları anlattı.Şarkılar onlarda söz ve müzik buldu. Geçmişleri onlarda birleşmiş, gelecekleri onlarla şekillenip endişelerden arınmıştı. Bir bedende iki yürek, bir kafada iki beyin gibi bu yıllar içinde hep aynı şeyleri istediler.Dilediler ve düşündüler. Sonra apansız bir üçüncü girdi yaşamlarına. Yıkıldı birisi. Verdiklerinin, aşkının, umutlarının, hayallerinin bir üçüncü aratacak ve yaratacak kadar etkisiz oluşunu kabul edemedi. Ne kişiliğine ne benliğine ne gönül ve beynine nedenleri sığdıramadı.Anlayamaz oldu onu.Derin bir rüyadan çıkmış gibi yaşadıklarına inanamadı.Binlerce cimcik attı kendine. Bir kabus olduğunu sandı önceleri.Uyanık olduğunu anlayıp daha da sarsıldı. Yılmadı yine de vazgeçmedi sevgisinden sevdasından.Bugün ve yarınlarından.
Kurtarmayı çok istedi değer verdiği her şeyi.. Fakat hiç anlamadı o. Onu kaybettiğinin bilincine pek varamadı. Suçlunun kim olduğunu kaybedenden başka kimse anlayamadı. Kendi anlamını kendinden başka kimse açıklayamadı. Hangi mevsimin yağmuru, hangi sahillerin rüzgarıydı onsuzluğa onu ulaştıran. Başladığı gün gibi başladığı ümitlerle, inançlarla yürümesine izin vermeyen kaç şiddetinde bir depremin sarsıntısıydı? Ne bulmuştu onda bulamadığı? Ne vermişti onun veremediği? Hangi güzellik vardı onda? Hangi meziyetler onu çemberin dışına taşırmış? Kafasını ne böylesine karıştırmış? Yüreği niçin bu kadar çabuk bulanmıştı? Verilen sözlerin edilen bağlılık yeminlerinin, yaşam adına aşk adına sevgi, seven adına verilenleri ne böylesi etkisiz kılmış kökünden atıp yıkılmasını sağlamıştı?Hayatında ilk kez derin bir acabayı yaşadı ve iyi bir sahtekar olamadığına bencillik yapamadığına, ihaneti ona ondan önce yaşatamadığına yandı. Kalktı yerinden bir kalem ve kağıt aldı, koca koca harflerle LADES yazdı… Yatağın üstüne koydu, bavulunun içine eline geçen ne varsa doldurdu.
Hızlı ve kararlı adımlarla odadan çıktı, onu yaşamından çıkaran, yaşarken ölüme, mutsuzluğa sürükleyene okkalı bir küfür savurdu..Evlenme cüzdanını da fırlattı salonun ortasına, insan gibi girdiği evden ve gönülden bir yüreksiz, korkak, sefil için şerefiyle çıktı….
