KARLAR DÜŞER, DÜŞER.
O gece yılın ilk karı düştü Ankara’ya. Yağıp yağmamaya karar verememiş gibi nazlı nazlı ve “tutsam da olur tutmasam da” der gibi inceden . Önce çatılarda başladı beyazlar yavaş yavaş.Sonra toprak örtüldü. Sevda ise; yakıp sigarasını, kapatıp odasının lambalarını, sokağın ışığında seyretti saatler boyu yağışını. Ne kadar güzel düşüyorlardı birbiri ardına.Müzik setinden bir kadın çıkıp geliyordu, “Sevdam ağlıyor, A benim hasreti dinmeyenim” deyip, romantik takılışa renk katıyordu. Gençler geçiyorlardı itişe kakışa ve kaydırak yapa, birbirlerine kar topları ata ata. Nasıl da neşeli, nasıl da coşku doluydular. Kıskanıyordu mutlu insanları.
Çocukluğundan beri her kar yağışında oynadığı bir oyun vardı onun. Ne zaman lapa lapa kar yağsa; hemen pencereye koşar cama burnunu dayayıp gözlerini gökyüzüne dikerdi. Yere doğru hızlıca inen karların, aksine sanki o uçuyor ve gittikçe yükselerek uzaklaşıyor sanırdı. O zaman kendini uzayda geziyor gibi düşleyip, hayaller kurar oynardı. O gün yine aynı oyunu oynamak istediği sardı içini. Yaklaştı cama kaldırdı başını yukarı, uçmak istedi. Yine gitmek yine düşler kurmak, yine yok olup kaçmak istedi. Görünmez olası geldi “Casper” gibi… Ama beceremedi eskiden olduğu gibi. Hiçbir şey göremedi, yükselip gökyüzünde seyahat edemedi..Niçin beceremeyip, dilediğine kavuşamadığını ilk önceleri hiç anlayamadı. İyiden de kırılıp bozulmadı değil. Anımsamaya çalıştı yaptıklarının hepsini bir bir. Nerede bir hata yaptım diye aranırken. Geceyi fark etti hata olarak. O bu oyunu gece değil gündüz oynuyordu.Ters yüz dönüp oturdu.Yine koltuğuna.Yine seyre daldı loş ışıkta düşen taneleri. Ne kadar zaman olmuştu bu anısını hatırlamayalı? Ne kadar zaman geçmişti oyunlara özenmeyeli? Unutulan bir çok şeyi bazen aniden nasıl da hatırlayıveriyordu insanlar. Çok özlüyordu o günleri. Geceler değildi aslında suçlu olan. Onun yüreğindeydi karanlık.Oyunlarda değildi vefasızlık.Başka oyunlar peşinde koşan Sevda da ve çocuksu düşlerle artık oyalanamayan yüreğinde ve yaşındaydı.Oysa ne kadar zaman geçti ki.O günlerden, bu günlere.Niye böylesi çabuk büyüdü?Nasıl geçti bunca zaman?Niçin ona teyze diyor minikler? O kadar mı belli oluyor oyunlar için çok geç kaldığı.Karlara bile seyirlik daldığı…Oynayamasa, uçamasa da “yağın karlar yağın ve tertemiz renginizle silin karanlıkları, kapatın çirkinlikleri. Siyahlara bezenmiş yürek ve duygularımızı beyaza çalın, dostluğu sevgiyi, aşkı sadakati unutan gönüllere tanelerinizi saçın.”diye mırıldandı usulca.
Aytül Kahraman
