BU UMUTLAR OLMAMALI
Şehir, yeni bir yılı karşıladığı neşeli gecenin yorgunluğundaydı. Evlerde, sabahın ilk saatlerine dek yiyip, içip, eğlenen ya da televizyonun karşısında geç saatlere kadar oturan insanlar uykularındaydı. Araçlar, park edildikleri yerlerde suskun, sabahın ilk saatlerine rağmen sokaklar, caddeler bomboştu. Dükkânlar kilitlerinin, kepenklerinin ardında alışılmışın dışında bir tatil gününü ve saatlerini yaşıyordu. Yeni bir yıla daha başlamıştı herkes.
Cemile ise kucağındaki solmuş bir battaniyenin içindeki bebesine sarılıp yürüdü korku dolu. Daha sadece birkaç saat önce yaşama merhaba diyen bebek oradan, buradan eğreti bulunduğu belli olan bir kundağa sarılıydı. Yüzünde, saçlarında, doğumun kirini taşıyordu hala. Cemile küçücük bir bedene, zayıf hatlara, karakaş ve saçlara sahipti. Çok gençti, on yedisinde, ya var ya yoktu. Yüzü soluk, yürüyüşü ve hareketleri tedirgin, dahası ürkekti. Kendisi çocukken, bir çocuğa ana olmuştu. Genç kızlık düşleri, yaşamayı istediği paralı günleri, gecekondusundan bir an önce kurtulmak isteği vardı. İşte bu beklentilerle aylar önce bir günah gecesini yaşamıştı. Tertemiz düşlerini bırakırken, bir canlıyı bedenine almıştı.
Nice kadının, yıllarca yakalamak için didinip durduğu, evlat sahibi olma şansını; tıbbın, sadece ay içinde, bir kaç gün için belirttiği o tehlikeli zamanın Cemile’nin sadece o gecesine rastlamasının mantıklı bir açıklaması yapılabilir miydi? Kötü ve olmaması gereken bir rastlantıdan başka ne olabilirdi? Ne o gece, ne de ondan sonra gidebildi gecekondusuna. Türk filmlerini yalancı çıkartmayan gelişmeleri, o yaşamasa, yine deli saçması derdi yaşadıklarını başkalarından duysa. Ya da bir filme benzetmese. Film değildi oysa, deli saçması denen bir gerçeği yaşamıştı aylarca.Bir canlıyı taşıyordu bedeninde.İnsanlardan kaçarak, cana can katanın nankörlüğüne yanarak, çaresizlikte çırpınıyordu. Doğurdu sonunda. Minicik bir oğlandı doğan. Ama birlikte olduğu adam,sahip çıkmıyordu onlara. Kararını bir çok kez gözden geçirdi Cemile. Bakamayacağına ve bebeği ile yaşayamayacağına inandığı bir zamanda, sardı oğlunu bir battaniyeye çıkıverdi yollara.
Dününü, bir gecelik günahını bırakacak yer aradı. Şehrin bu kimsesizliğinin işini daha kolaylaştıracağını biliyor, 1 Ocak günü yeni bir geleceğin umudunu taşıyordu. Bırakacaktı oğlunu. Birinin geçerken bulacağına, kurtarıp emin ellere bırakacağına inanarak buna uygun bir yeri aradı saatler boyu. Yenik çıkmaktan ve kararından dönmekten çok korkuyordu. Daha fazla geciktirmeden, yerine getirmek için düşüncesini; sağına soluna bir kez daha bakındı dikkatlice ve kucağındaki bebeği bırakıverdi, kapısı açık apartmanlardan birinin girişindeki kaloriferin yanına.Koşarak kayboldu yeni bir yılda bilinmez bir sona. Çocuğu buldu birileri. Polisler ısıttı, doktorlar gözden geçirdi minicik bedenini. Kayıtlara Ademden olma Havvadan doğma “UMUT” bebek olarak geçirdiler yeni yılın ilk terk edilmiş, annesi babası için umut, sevinç, gelecek olamayacak bebeği. AH! BU UMUTLAR HİÇ OLMASA YA.
