YALNIZLIK KADER OLUR BAZEN
Kopkoyu bir yalnızlıkta, yoğun bir karanlıkta gözlerini tavana dikmiş yatıyordu düşünürken İlksen. Yalnızdı odasında. Saatler, gecenin sonlarına ulaşmış ama o gözlerini ve beynini uykuyu davet edememişti.Saatin, derin sessizlikte duyulan incecik tik taklarını dinliyor, içinden onunla birlikte kafiyeler uyduruyordu. Sözcükler bir enstrümanın eşliğindeymiş gibi dökülüveriyordu birbiri ardına. Kimi zaman bir isim olup çıkıyor, kimi zaman bir sitemle şekilleniyordu dilinde. Halim Halim diye tıklıyordu sanki. Uzaklarda, bir yerlerden geçen arabaların motor vınlaması geliyordu odaya belli belirsiz. Nereden, nereye gidiyordu insanlar bu saatte merak ediyordu.Bazen, ürkek ve koşarcasına ayak sesleri, yankılanıyordu kaldırımlarda. Bir yerlere yetişmenin telaşı içinde, birileri vardı demek onun gibi bu saatleri uyanık yaşayan. Sokak lambalarının, loş ışığı ulaşıyordu perdelerin ardından içeriye. Buda İlksen’in eşyaların yerini daha iyi seçmesini sağlıyordu. Kıpırdamadan, sağa sola dönmekten ürkercesine yatıyordu saatler boyu. Uyuyamıyordu İlksen o gece yine. Yıllar yılı, şöyle dertten tasadan uzak, rahatça uzanıp yatağına uyamıyordu.
Yatağı, yastığı görür görmez uyuya kaldığı genç kızlık günleri ne kadar gerilerdeydi şimdi. Belleğinden, şelaleler misali köpürüp akan düşünceleri, hüzünleri atamıyordu. Ne kadar denemişse de becerememişti uyumayı, yine o gece .“Yine yılan sokmuştu uykusunu”. Artık geceler, korkulu zamanları olacaktı. Yatağı ise ulaşmak istemediği bir mekanın adını taşıyacaktı. Huzur bulamıyor, içindeki kavgayı sona erdiremiyordu. Oysa, kocası ile paylaşılan gecelerde sorgusuz sualsiz, derin uykulara dalmıştı hep. Bomboş ve soğuktu şimdi yatağı. Yalnızlığı dışarıdan imrenilecek bir şey sananlar, keşke bilselerdi zorluğunu. Yorgundu artık matem mücadelesinde.Halimsiz kalışın, hüznü, hasreti çöküvermişti üstüne. Sarılıp, saracağı, bir omuz bir kol istiyordu. Yüreği de, bedeni de Halim’i bekliyordu.
AMA Hali gelmeyecekti artık,upuzun yıllardan sonra İlksen i bırakıp gitmişti.Söz verdiği halde gitmişti.Ölecek ne vardı ölmüştü işte.Ömrünün yarıdan çoğunu kocasıyla geçiren bir kadın onsuz günlerin ve gecelerin bunalımındaydı.
Aytül Kahraman
