53-KADININ SADECE ADI VAR

KADININ SADECE ADI VAR

Çok nadir insan çıkar aramızdan, eline kalemi kağıdı alıp duygularını mısralara dökmemiş, şiirler üretmemiş. İçinde yaşattıklarını satırlara geçirmemiş. Çoğu gençlik düşlerinde ve düşüncelerine ait olsa da herkes biraz şair, herkes biraz yazar değil mi ülkemizde?

Meltem de, birazcık şairdi bir zamanlar, kadın olmanın başlı başına bir sebep olduğunun içten inanışı ile duyumsadıklarını döktürüyordu sayfalara. Güzel de oluyordu, biliyordu. Her bir harf sevgisini, hasretini, duygularını seslendiriyor, okudukça beğeniyor, beğendikçe yazıyordu. Yazmayı da, yazdığı adamı da seviyordu çünkü.  İnanmıştı ve güvenmişti ona ve sevgisine. Bir biri ardına üretti, doğurdu şiirlerini. Şairliği meslek edinenler bile kıskanabilirdi verimliliğini, duygu yüklü ve kafiyeleri yerini bulmuş dizelerini..Yazdı; aylar, hatta yıllar boyu yazdı, sayfalar da, heceler de, uyaklar da ihanet etmedi ona. Sevdiğinin ettiğini etmedi, yaşattığını yaşatmadı onlar. Bir gün baktığında uğruna yazdığı, yazılır olmaktan çıkmıştı. Topladı sayfalarını, uğruna canımı veririm dediği defterlerini ve anılarını, sahip olduğu en büyük güç ve gizemi. Tek tek parçaladı her birini. Pul pul ayırdı ana gövdesinden.Kibriti çaktı, yaktı her birini bir banyo sobası başında. Anılar, özlem, sevda, umut, rüya, geçmiş, gelecek, mutluluk, neşe, huzur, aşk yanıverdi yavaş ama cayır cayır.

Karar verdiği an gibi güçlü kalkmadı sobanın yanında oturduğu yerden Meltem. Yıkılmıştı, göçmüştü işte. Yaşamını yakmıştı. Yaşamsızdı artık. Üzerinden yıllar geçti o günden. Bir daha dirilmedi. O anı, onda yaşadıklarını, tükenen acıyı hiç unutmadı. Dinmez bir sızı, bitmez bir trajedi olarak hep yaşattı ve yazdıklarını yakma aceleciliğini, kararlığını hiç affetmedi. Bir daha asla yaşayamayacağı o duyguları ve onlara ait delilleri yok edişinin pişmanlığını, geçen zamanlarda çok daha fazla duyacağını daha iyi biliyordu.Yazamıyordu. Artık eskisi gibi olmuyordu. Kelimeler yerlerini bulmuyor, kaçışıp duruyorlardı. Artık ne yazacak hal ne de uğruna ölünecek, adına yazılacak sevdiği vardı. Denedi, zorladı olmadı, olduramadı. Güzel sözcükler değil kin, nefret, vurgun dökülüyordu içinden. Çirkindi satırları, çirkinliğe dayanamadı. Bir daha şiir yazıp, şiir okumadı…

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir