57-SUSTURDU, SUSTURULDU

SUSTURDU, SUSTURULDU

Bütün hayatı bir bir geçiyordu gözünün önünden, düşünüyor ve bunalıyordu.Yakup bir güneydoğu ilinin el değmemiş, dağlar arasında unutulmuş küçük bir köyünde kara kaderli, yanık tenli, çatlak ve nasırlı elli insanları arasında doğmuştu. Kendini bile beslemekten aciz bir babanın sekizinci çocuğuydu. Cin gibi zeki, bilgiye açtı.. Köyünün ilkokulunu bitirince şehirde halasının yanına okumaya gönderilmiş, diğer kardeşleri gibi köy yerinde kalıp yok olmak istememişti.. Ortaokulu iyi derece ile bitirmiş ancak lise yıllarında tanıdığı insanlarla, fakirliğin belini kırmak için yasadışı işlere girmiş ve okuldan ayrılarak onların adamı olarak çalışmaya başlamıştı..Tek hedefi insanca yaşamak ve yaşatmakken, her geçen zaman insanlıktan daha çok uzaklaştığını, pahalı ve yeni giysilerle örttüğü bedeninde ucuz duygu ve işleri barındırdığını, geri dönülmez yollara girdiğini anladığında derin bir acı ile irkilmişti.. Kaçması, kurtulması yoktu artık.

İlk kez o gün kan bulaştı ellerine ve yüreğine. Hiç tanımadığı, bir kere bile konuşmadığı bir adamı neden yaşamaktan alıkoyduğunu, ardında kimleri bırakarak gönülleri dağladığını, kendisine niçin böyle bir görev verildiğini anlayamamıştı ve kalbinde kalan son insanca duygularla sızı hissetmeye başlamıştı. Karşı çıkmasız bu cinayeti işlerken  ona bakan korku ve şaşkınlık dolu acı, hüzün ve çaresizlik okunan gözleri yaşamı boyunca unutamayacaktı. Değişmez bir gerçek olan katillik damgası hep onunla gezecekti..

Saatler tükendi bu kaygılar ve duygularla.. Sabaha yakın bir saatte ıssız bir patika başında indi otobüsten ve kendini bekleyen arabaya oturdu. Ancak korku ve içindeki acı hala dinmemiş vaat edilen ödüller bile gözünde anlamsızlaşmıştı.. Bir tetikçi olarak bilinmez bir geleceğe ve kaçışa gidiyordu.. Sınıra ulaştığında daha rahatlayacak ve kurtulacaktı. Bunu düşünmek huzur verdi içine. Bir sigara yakıp kuş uçmaz sessizlikteki yolu ve dağları seyre daldı. Gözleri inadından vazgeçince uykuya direnemedi; uyumaya başladı.. Aracı sürenle onun yanında oturan arkadaşının  fısıltılı konuşmaları çok derinden ona ulaşıyordu. Birden alnına dayanan bir silahın namlusu ile açtı gözlerini…

Acı bir gülümseme oturdu dudaklarına, hiç aklına getiremediği bir sona ulaştığını anladı. Bir el silah sesiyle bir başkası için yaşattığı bir kaderi yaşadı. İnsan geçmez bir yerde bir uçuruma fırlatıldı. Susturmasını sağlayanlarla susturularak yanlış bir yolda bir bilinmez olarak yok olup gitti.. Maşayı tutan el değil, maşanın tuttuğu kısacık zamanda sönen bir kor olmanın, aldanmanın, kullanılmanın, kaderini değiştirmek istemesinin bedelini ödedi, yaşadığını da yaptığını da birkaç kişi dışında kimse bilmeyecekti.

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir