UNUTMA SEV, SEV Kİ UNUTMA
“Günün, gündüzün ve gecenin her saatini sıradan yaşıyordu Metin. Tek bir saati eksik. Gelmişse o saat, işi bitmişse dışarıda evine dönüyordu. Kendiyle baş başa kalmak için. İşi varsa dışarıda o saatte, mutlaka bakıyordu kolundaki saate. Zamana karşı yarışacaksa hele, dakikaları bile takip ediyor, peşine düşüyordu akrebin de yelkovanın da. Bu bakışlar, bu takip edişler sevinçten uzak, ama alışılmış, yeknesaktı. Kimi zaman da bir telaş ve aceleyi yansıtıyordu. Ne zaman gün kararıp, geceye tırmanır da saatler 23’.00 ü gösterirse bu saatte zamanı doyasıya, her dakikasının hakkını vere vere özlemle yaşayıp, duygusallaşıyordu.
Yüreği gümbür gümbür sesiyle bedenini sarsıyordu. Eli ve ayağı kimi zaman bir ateş, kim zaman da bir buz tanesine benziyordu. Gözlerini, kapatıp yavaşça, ilk aşkı Gül’ü düşünüyordu. Köyüne geri dönüyordu düşlerinde. Ona verdiği sözü tutarak, beş yıldır her gece saat 23.00 de onu hatırlıyordu.Umuyor ve biliyordu ki, Gül de onunladır o saatlerde. Unutmamışsa verdiği sözleri, unutmamışsa gidenleri. Dilinde bir yakarıştı bu saatler. En dindar halini bu saatlerde yaşıyordu. Bildiği ne dua varsa sıralıyordu ardı ardına. Yalvarıyordu yaratana. Gül’e sağlık dileyip, onu tekrar görmeyi istiyordu.İşte her gününün, en anlamlı ve beklenen zamanıydı Metin için saat 23.00 ve yaşananlar. En olmaz zamanlarda koca kalabalıklar içinde de olsa, istem dışı yine de o saati bulup, yaşıyordu. Yakınında konuşanları dinler gibi yapıp, Gül’e koşuyordu. Hele bir de, tam bu saate uygun bir şarkı çıkıverirse radyodan, televizyondan. Ya da birileri, canlı canlı çalar ve söylerse onun yüreği gibi. Neler duyuyor, neler yaşıyordu anılardan geri dönünce kendine bile anlatamıyordu… Gün yirmi dört saatti. Dünya kendi ekseni etrafında dönüp, duruyordu.
Saatler 23 .00 ü çoktan geçiyordu. Gece sabaha yol alıyordu. Metin kimseye söyleyemediği bu gizli oyununu Güven’e anlatıyordu. Birkaç saat sonra gün ağaracak, her şey yeniden yaşanacaktı. Metin ise ayrılmak zorunda kaldığı, karısı diye koynuna sokamadığı komşu kızı Gül’ü, Şengül’le evlenip, çocuk sahibi olduğu halde özleyecekti. Kızının adını Gül koysa da özleyecekti.“Ömrün oldukça, beni her gece saat 23.00 de düşün, ben de hep o saatte seninle olacağım” diyen, çok sevilen ama kavuşulamayan bir kızı hatırlamak için sıradan saatleri yaşayacak, umutsuz ama özlem dolu yine geceye koşacaktı Metin.Çünkü o unutmamış hep sevmiş, hep sevmiş ve hiç unutmamıştı.
Aytül Kahraman
