61-ERKEN KALKTI,YOLDA KALDI

ERKEN KALKTI,  YOLDA KALDI

Kutay’ı tanıdığında, genç kızlık hülyalarıyla, okuduğu romanları izlediği filmleri gerçek sanmadaydı Aysun. Babasının dışında konuşup yaklaştığı ilk erkekti Kutay. Gözlerini gördüğü ona baktığı ilk andan beri dünyasının merkezi, aşk sandığı duygularının kaynağı olmuştu.Sokaktan geçtikçe, okulunun kapısında onu bekleyip arkasına takıldıkça, tanıyıp anlamadığı duyguları ve heyecanları tatmaya daha da ileriye giderek onunla kaçak kaçak buluşmaya da başlamıştı. Lise son sınıftaydı o yıl. Annesi ve babası, okuyup doktor olmasını çok istiyorlardı. Ve onda bu umudu yaşıyorlardı.Kutay’ı tanıyıncaya kadar Aysun da bunu istiyordu. Ama yeni duygular, girivermişti birden bire yaşamına.

Dersleri ve okulu eskisi kadar güzel görünmemeye başlamıştı gözüne. Mühendislikte okuyordu Kutay. İki senesi vardı bitirmeye. Sarı,dalgalı saçlı bir oğlandı. Ağzı laf yapıyor, hiç bilmediği duymadığı sözlerle aklını alıp başka diyarlara götürüyordu. Her geçen zaman daha çok alışıp bağlanıyordu ona. Annesi fark etti kızındaki ilk değişikliği, davranışlarının eskisi gibi olmadığını gördü. Anlattı Aysun ona; “Seviyorum, buluşuyorum” dedi.  Apansız bir gerçeği duyan kadın önce inanamadı, sonra kocasına anlattı durumu.Aldılar karşılarına konuştular ikisi de kızlarıyla. “ Okul dediler, diploma, tıp dediler” ama dinletemediler… “Gelsin bari istesin” dediler. Geldiler, istediler, verdiler, aldılar, yüzükleri takıp gittiler. Zoraki gelen lise diplomasını, boşa çıkan umutları ile çerçevelediler.

Bekledi, Kutay’ı Aysun.  Nişanlı bir kız olarak bir sene daha. Sonra girdi koluna, kendi evinin yolunu tuttu. Ama parasızlıkla,  artan sorumlulukla sorunlar yaşanmaya başladı birbiri ardına kısa zamanda. Tanıdığını, sevdiğini sandığını, tanımadığı yanlarını görmeye başladı bir bir. Aklını başından alan  erkek gitmiş; hoyrat kaba bir koca gelivermişti yerine. Bencildi, yorgundu, suskundu, sevgisizdi Kutay artık. Ana kucağının, baba ocağının tadını arayış başlamıştı Aysunda. Bir şeylerin farkındaydı ama, zamanın neresindeydi? Birbiri ardına yok oluyordu tüm güzellikler. Erkekleri hiç tanımamış olduğunun bilincine varmış, aradığının Kutay’da olmadığını fark etmişti. Ne istediğini o gün değil, bu gün biliyor olması ve Kutay’ın onu cahillikle, lise mezunu olmakla suçlamaya, aşağılamaya başlaması ile daha da acılaşmaya başlamıştı hayatı.

Mühendisti kocası, ama bir kadının duygularını anlamayacak kadar bilgisiz ve duygusuzdu. Aysu’nun onun uğruna geleceğe yönelik planlarından vazgeçtiğini unutuvermişti kısa zamanda. Sevmenin, belki de sevdiğini sanmanın bedeli, hüsranlarla sarmalanıyordu. Sırça bir köşkte, tahta kaplar içinde mutluluklar yaşıyordu. Yüreğinden fışkıran yaraları, ruhunda açan sevgiye hasret çiçekleri, pişmanlıklar ile suluyordu.Çok erken çıktığı yolda çok erken yorulmuştu. Bu yolda uğraş vermek boşa çabaydı. Çekecek, gidemediği okullar için, bulamadığı duygular, gerçekleştiremediği hayaller için, yanarak büyüyecek, aptallığının acısını hep duyacaktı. Erken yaşta evlenmenin acısını hep yaşayacaktı.

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir