66-OLAMADI

 

OLAMADI

Öyle çok isterdi ki Esen; onu,  olduğu  gibi  benimseyip seven bir kayınvalidesinin  olmasını. Ona gelini gibi değil, bir kızı gibi baksaydı Kadriye hanım. Yıksalardı onunla, nice yıllardan gelen zincirleri ve soğuklukları. Gelin, kayınvalide arasında da kursalardı, kendi annesiyle kurabildiği yargılamasız, dostluk ve sevgiyi.

Niye olmuyor,  kimse olmaması için, direnip çabalamazken niye olamıyordu? Engeller, istem dışı bir hızla kalbini duygu ve düşüncelerini neden çepe çevre bir kıskacın içine alıyordu. Ve olması gerektiği gibi olamıyordu? Niçin birbirlerinin, ne olduğunu bile bilemeden rakipliğe soyunup, bitmez yarışlara giriyorlardı? Esen, onu doğuran gibi, Kadriye hanım doğurduğu gibi bakamıyorlar birbirlerine. Kendi ailesine davrandığı gibi, hissettiğinin aynısını sunamıyordu? Ne ümitleri vardı oysa Esen’in. Kadriye hanımla şöyle karşı karşıya oturup çaylarını yudumlayıp, sigaralarını tellendirip, ekonomi, politik takılıp, ülkeyi kurtarsalardı.  Osman’ı çekiştirip, sonra da çarşılara, komşu günlerine kol kola dalsalardı. Evi gibi, anasının evi gibi gidiverseydi kayınvalidesinin evine.Salınıp, gezinip buzdolabından aşırabilseydi gönlünün çektiğini.

Esen arkadaşlarına tanıtsaydı kayınvalidesini. Onları da alıp götürseydi yanına. Anlatsaydı, dinleselerdi. Anlatsalardı gülseydi. Renk renk, desen desen, model model alsaydı ona beğendiklerini.  Armağanlar, bir mutluluk paketinde sunulsaydı… Ama ikisi de bu kadar iyiyken başaramadılar. Ümitlerini, özlemlere gömüp öldürdüler. Yanlış bir yan vardı bir yerlerde. Başarabilenlerden hiçbir eksikleri yoktu oysa. Hâlbuki onlar olması gereken yerde, kader için rastlaşan iki kişi değiller miydi? Niye koca bir açlık vardı duygularında Esen’in?  Niye kırık, niye bitikti duyguları? Aynı kişiyi seven  iki kadınken  günle gece,  yazla kış kadar niye uzaktı aralarındaki mesafe?Özlüyor ve kıskanıyordu bu güzelliği yaşayabilenleri.

Olmadı, olmuyor ve olmayacaktı. İkisinin de günahı yoktu. Olduramamışlardı işte.  Çok çabaladı,   Esen kimsenin bilemeyeceği kadar istek dolu. Ama bir kız evlat, bir anne olamadılar ne yazık Esenle, Kadriye hanım.Keyifli bir fincan kahveyi bile karşılıklı içemediler sevgi dolu…

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir