FÖTR ŞAPKA
Şakaklarına aklar düşmüş, olgun yaşına ulaşmış nice erkekte nadir de olsa görmeye alıştığı fötr şapka, onda bir başka dururdu ve bir başka görünürdü gözüne. Kılıç gibi ütülenmiş pantolonunu, gömleğini, ceket ve kravat ile onları tamamlayan şapkasını hiç terk etmedi,hiç vazgeçmedi onlardan Em. Albay Burhanettin Soysal.
Aynanın karşısında çok önem verdiği çok erken yaşlarda dökülerek, bir kaç teli ile yetinmek zorunda kaldığı saçlarının bozulmamasına özenerek, yumuşacık bir hareketle takardı şapkasını. Bir kaşının üzerine hafifçe yatırarak hem de.
İşte o anda, orta boylu, narin bu adam büyür, yücelir, mağrur bir salon adamı oluverirdi. Tanıdığı birini gördü mü yollarda; geçmiş zamanların unutulmamış alışkanlığı ile çakı gibi bir asker selamı çakıverirdi eli şapkasına giderek. HER SEFERİNDE YILLAR UTANIRDI.
Sile fırçalaya, temizlete parlata aynı şapkayı giydi yıllar yılı. Kızı ise,ona yeni bir şapka almayı hep düşünüp,hep isteyip hiç gerçekleştiremedi.Bir keresinde yaşadıkları küçük şehrin tek ana caddesinde bulunan şapkacı dükkanında,ona en çok yakışacağına inandığı bir, iki modeli beğendi.Ama cebindeki bir kaç lira ne yeni bir şapkayı almasına,ne de onu sevindirip mutlu etmesine izin vermedi. Oysa o gün onun fötr şapka armağan edilebileceği son babalar günüydü.ONDAN SONRAKİLER ONSUZ GEÇTİLER.
Baba gitti bir ay sonra sonsuza. Şapkası bir başka başta yerini aldı. Eski sahibini, saygın günlerini ve onun zarif dokunuşlarını hep özledi, hiç unutmadı. AYTÜL ise yıllardır nerede bir şapkacı dükkanı, fötr şapka giyen birini görse hüzünlendi. Acıyan yüreği, sızlayan burnu ile o parasız gününe lanet etti ve kendisi hep fötr şapka giyerek özlemini giderdi…
Aytül Kahraman
