70-DULUM  AMA KULUM

DULUM  AMA KULUM

Ferda nasıl bilebilirdi başlarken bir gün bitivereceğini? Nasıl görebilirdi gelinliğinin mutluluğu içindeyken? Hayalinde yaşattığı, filmlerde görüp özendiği bir yuvası, bir kocası, çocukları olmasının dışında ne dilemişti ki bu yaşamdan?

Anacığının, elleriyle ince ince dokuduğu danteller, oyalar, patiskalar, örtüler, zevkli seçilmiş ev eşyaları, babasının yıllar yılı yurt dışından alıp da ona sakladığı bardaklar, biblolar, tencere ve tabaklar bilebilmiş miydi? Bitmişti işte. Neşeli kalabalıklar, mutluluktan uçan aile, akraba ve arkadaşlarının yolcu ettiği evlilik serüveni. Soğuk bir mahkeme salonunda, yabancı ve duygusuz insanlar arasında bitmişti. Altı ayı paylaştığı, koynuna girdiği Aras yabancıydı artık onun için.Birlikte girdikleri bu eve,  onsuz geri geliyordu. Ayakları, bedenini de, yüreğini de, duygularını da taşımıyordu. Suratına atılan koca tokatlarının, acısı yüreğinde yanıyordu artık. Kilidin içinde dönen anahtarla giriverdi, bir zamanlar yuvam dediği, ilk günler kahkahalarla, sevilerle, sevişmelerle süslediği; sonraları kavgaları, kırgınlıkları şiddeti yaşadığı evine.

Şarkılarıyla, kıvrak müziklerle yerleştirilen eşyaları, parlayan insanı mutlu eden bibloları, bir başkaydı şimdilerde. Sanki derin bir hüznü yaşıyorlardı. Savrulmuşlardı oradan buraya. İlksen’e ait olanlar kalmıştı içerde sadece. Aras, birlikte satın aldıkları çoğu eşyayı bile götürmüştü. Bomboştu bazı eşyaların yerleri, bomboştu duvardaki kimi çiviler. Bomboştu yüreği de, yatağı da, parmağı da artık. Karnında zamanını bekleyen bebeği de yoktu artık. Dul bir kadın olmuş, yaşama soyunmuştu. Evlilik kararı verirken ki kadar güçlü değildi artık. Silahı, cesareti yok olmuş, tüm inançlarını yitirivermişti. Yapayalnız kalakalmıştı. Korkuyor, içi ürperiyordu. Neye, nereden, nasıl başlayacağını bilemeden susuyordu.“Duldu.”Böylesi kader, arayıp onu mu bulmuştu? Nerede yapmıştı yanlışı? Nasıl başladığı gibi, el ele bitirememişti bu yaşamı? Yanlış yerde, yanlış zamanda mı bulunmuştu? Bilmiyor, uyanmamacasına uyumak veya bir kötü rüyadan uyanır gibi, annesinin koynunda uyanmak istiyordu yeniden. Ama ne uyuyacak hali vardı, ne de uyunacak zamandı. Gezinip durdu, evin tüm odalarını saatler boyu. Uzandı yatağına ağladı ağladı.

O gece, yapayalnız yattı yatağında ilk kez. Yeni yaşamının bundan sonraki yalnız geçecek gecelerinin davetiyelerini yazdı. Yeni bir güne, boşanmış ama umutla kalktı…

Aytül Kahraman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir