72-GECE
Herkesle paylaştığı tek ortak yanı o geceyi yaşamaktı Şeref in. İşyerlerinin tümü nefeslerini boşaltmış insanlar gibi,sessizliğe dalmıştı.Dükkanlar ise akşam pazarında son bir umutla gelenleri beklemiş sonra sabaha ve aydınlık zamanlara dek kepenklerin ardında mahkumiyete başlamıştı…
Birileri bir yerlerde, başkaları başka yerlerde bir koşuşturmayı yaşıyordu her gece olduğu gibi alışıldık. Gidecek bir evi olmayan, kendini bekleyenlerden mahrum kalanlar ve biraz da kafa cilalamaya düşkün olanlar ise Şeref gibi bir bulvar kafesinin masasına bırakmışlardı kendilerini. Masalarda kuru yemişli mezeler,kadehlerde içilenler,dolan kül tablaları ve sohbetler dekordaydılar.Örneklerinin bir bir yok olduğu ve modernlikten uzak bu ayak üstü uğrak yerlerin birinde kalabalıktılar.Şeref yalnızdı gene bu gece.Diğer masalarda devam eden arkadaş sohbetlerinin masasına ulaşan sohbetini dinleyerek camdan bakıyordu gelen ve gidene.İçeri de çalan müzik onu ve herkesi farklı alemlere götürüyordu.Yapayalnızdı aslında hepsi de. Konuşsalar da aslında, ortak bir suskuyu paylaşıyorlardı bu erkekler.Bardaklardan köpük köpük bira taşıyor, boşaldıkça yerini başkası alıyordu.Kimi zaman bu sarıların arasına beyazlar katılıyor, sigara dumanları içerdeki tüm renkleri soluklaştırıyordu.Hepsi bir bulut kümesinin içindeydi, gerçekleri onunla örtmekdeydi.Gün gün kalabalıklarda kimsesizliği, bir dirsek mesafesi yakınlıkta asırlarca kapanmayacak bir yalnızlığı oynuyorlardı.Ya çalacak bir kapıları ya da kapıyı açacak insanları yoktu.Çoğu soğuk bir anahtarla açtıkları karanlık evlere yatmak için gidiyordu.Kimisi de eve gitmek için tüm sebeplerden yoksundu.
Dinleyeni olan olmayan herkes konuşuyor, sözcükler havada çarpışıyordu.Masaların üzerinde kuruyemiş kabukları, izmarite doymuş küllükler artıyordu.Bardakların kenarlarından gizli gizli sızan içkiler halka halkaydı.Duvarlarda tarihten fırlamış gelmiş, renklerini çoktan unutmuş tablolar, kendini izleyenlere hasret durgunluktaydı.Bir gün bitmede, birkaç saatlik zamanı aynı yerde yaşamanın ortaklığında olanlar bir bir çıkıp gitmedeydiler.
Şeref de kalktı yerinden,hesabını ödedi siyah kaşe kabanın yakasını kaldırdı, dudaklarının arasına bir sigara daha tutuşturdu ve çıktı kapıdan…Gecenin ilerleyen saatiyle tenhalaşan kaldırımda yürümeye başladı yürüdü yürüdü.
Aytül Kahraman
